TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63 231
DİYARBAKIR YÖRESİ ALEVİ OCAKLARI ÜZERİNE BİR
DEĞERLENDİRME
Bülent AKIN*
, Metin EKİCİ**
Özet
Bu makale, Diyarbakır yöresi Alevi ocaklarının tanıtımını ve bu ocakların günümüzdeki durumlarını konu edinmiştir. Bu doğrultuda, yöredeki Alevi ocakları hakkında yapılan tespitler
ana hatlarıyla verilerek bunların genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Yöre Aleviliğinin ve
ocaklarının tarihi seyri, dede-talip ilişkileri bağlamında geçmişten günümüze etkinlik alanları, göçler neticesinde meydana gelen yapısal değişim, günümüzde ne durumda oldukları ve
hangi yerleşim birimlerine yayıldıkları yazılı ve sözlü kaynaklar kullanılarak aydınlatılmaya
çalışılmıştır. Alan araştırmalarımız sırasında yöredeki Alevi ocaklarına mensup dede ve talip
topluluklarının göçlerle Anadolu coğrafyasında çok geniş bir alana yayıldıkları görülmüştür.
Dolayısıyla söz konusu dede ve talip topluluklarının Diyarbakır dışındaki yerleşim birimlerindeki bugünkü ritüelik durumları hakkında kısa değerlendirmelerde bulunulmuş, ayrı-
ca yöre Alevilerinin dağıldıkları yerleşim birimlerinin isimleri verilmiştir. Bu çerçevede, ilk
olarak yöredeki Alevi ocaklarına mensup dede ve talip topluluklarının “Diyarbakır merkez
ve ilçelere bağlı köylere göre” ve göçler neticesinde oluşan “Diyarbakır il sınırı dışındaki yerleşim birimlerine göre” dağılımlarının tespiti yapılmıştır. İkinci aşamada ise, söz konusu göç-
ler sonrasında yöredeki Alevi ocaklarına mensup dede ve talip topluluklarının eski bağlarını
muhafaza edip edemedikleri ve bu bağlamda geleneksel yapılarını ne derece koruyabildikleri
üzerinde durulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Ocak, Alevi Ocakları, Bismil, Diyarbakır Alevileri
AN EVALUATION ON “ALEWI OCAKS” IN THE REGION OF
DİYARBAKIR
Abstract
The aim of this article is to present Alevi “ocaks” of Diyarbakir region and the present-day
situation of these “ocaks”. In this direction, this paper gives an outline of indings about them
and a general evaluation of Alevi “ocaks” in the region. In the historical course of Alewism
and “ocaks” in the region, their domains from past to present day in the context of the relationship between the spiritual leader (“dede”) and aspirant, and their current status and
* Arş. Gör., Ege Üniversitesi, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, Türk Halk Bilimi Anabilim Dalı, İzmir/
Türkiye, bulentakinedb@hotmail.com
** Prof. Dr., Ege Üniversitesi, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, Türk Halk Bilimi Anabilim Dalı, İzmir/
Türkiye, mekici@yahoo.com
Bülent AKIN / Metin EKİCİ
232 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63
places they have been spread on as a result of migrations have been attempted to be enlightened by using written and oral sources. During our ieldwork, it is seen that spiritual leader
(“dede”) and aspirant communities which are members of Alevi “ocaks” in the region have
been spread out by migrations over a large area of Anatolia. As a result, considering that
determination of contemporary ritual conditions of spiritual leader (“dede”) and aspirant
communities in question situated in places outside of Diyarbakir region, only short evaluations of this matter are done and the names of locations where Alevis have been spread
out are given. Within this scope, irst of all, it is determined that the distribution of spiritual
leader (“dede”) and aspirant communities that are members of Alevi “ocaks” in the region as
“Villages connected to the center and districts of Diyarbakir” and as “Places outside of Diyabakir Province’s boundaries” formed as a result of migrations. Second of all, it is discussed if
spiritual leader (“dede”) and aspirant communities that are members of Alevi “ocaks” in the
region have been kept old bonds after those migrations, and in this context how much they
are able to preserve their traditional structures.
Keywords: Ocak, Alewi Ocaks, Bismil, Diyarbakir Alewis
Giriş
Alevi-Bektaşi inancı ile ilgili son yıllarda yapılan araştırmalar, bu inanç sisteminin ocak merkezli bir yapılanma üzerine kurulduğunu göstermektedir. Nitekim
genel olarak Alevi-Bektaşi olarak isimlendirilen toplulukların kendi içlerindeki ritü-
eller ve inanç uygulamaları bakımından ciddi farklılıklar göstermeleri de bu toplulukların bağlı oldukları ocaklarla ilgili bir durumdur. Alevi inancı içerisinde oldukça
yaygın olarak kullanılan “Yol bir, sürek binbir” ifadesi de söz konusu durumu ortaya
koyan bir örnektir. Bu bağlamda, temelde aynı inanç ve ikir yapısına sahip olan her
ocağın kendine özgü bir süreği söz konusudur.
Kurucu önderlerinin adıyla anılan ocaklara mensup ailelerin soy ağaçları On
İki İmam üzerinden Ehlibeyt’e bağlanmaktadır. Bu bakımdan ocak mensubu aileler,
“Seyyid” ve “Şerif” adlarıyla anılırlar. Tarihi süreç içerisinde ocakların nasıl yapılandığı konusu ise, tartışmalı bir konu olmakla birlikte, ocakların siyasi ve sosyal şartlar
bağlamında üç evrede yapılandığı yönündeki görüş oldukça dikkate değerdir:
Birinci evre: Seyyid Battal Gazi Ocağı, Dede Garkın Ocağı, Ağu İçen Ocağı
gibi ocakları kapsayan Hacı Bektaş Veli öncesi yapılanmadır.
İkinci evre: Abdal Musa Ocağı, Kolu Açık Hacım Sultan Ocağı, Güvenç Abdal Ocağı, Sarı İsmail Ocağı gibi ocakları kapsayan Hacı Bektaş Veli ve halifelerinin
Anadolu’da tekkeler halindeki yapılanmasıdır.
Üçüncü evre: Pir Sultan Ocağı, Ali Koçu Baba Ocağı, Şeyh Hamza Ocağı
gibi 16. yüzyılda Safevi-Osmanlı savaşları sırasında Şah İsmail tarafında yer alan
Türkmen aşiretlerine Şah İsmail tarafından halife olarak gönderilen dede ve babala-
DİYARBAKIR YÖRESİ ALEVİ OCAKLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63 233
rın ya da Şah İsmail tarafında yer alan Kızılbaş inanç önderlerinin örgütlendiği yapı-
lanmalardır (Ersal, 2012:180).
Söz konusu bu Alevi ocaklarının birinci evre yapılanmasına baktığımızda,
Horasan’dan Anadolu’ya gelen Türkmenlerin göç yolu üzerinde önemli bir yerleşim
yeri olan, Diyarbekir yöresinin 13. yüzyıl Anadolu’sundaki ilk merkezlerden olduğu
görülmektedir. Kuzey Irak ve Suriye üzerinden, özellikle Cengiz istilasından kaçan
ve Anadolu’ya sürüklenip gelen, Türkmen topluluklarının ilk yerleşim yerleri (yaylakları ve kışlakları) Diyarbekir yöresi olmuştur (Taşğın, 2006: 28). Alevi mürşit
ocaklarından Dede Garkın Ocağı’nın da uzunca bir süre yurt edindiği Güneydoğu
Anadolu Bölgesi, Alevi Örgütlenmenin çok güçlü bir merkezidir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’ın Alevi zümrenin teşkilatlanmasında etkin
merkezler olduğu kabul edilmektedir (Ocak, 2011: 68). Dede Garkın Ocağıyla ilgili
yapılan araştırmalarda, Mardin sancağına ait tahrir defterlerinde geçen Beriyyecik
nahiyesine bağlı Dede Karkın köyünde Dede Karkın Zaviyesi ve Dede Karkın’a ait
olduğu belirtilen bir türbe bulunduğu tespit edilmiştir (Gülten, 2011: 152). 1470-
1471 tarihli “Kitab-ı Diyarbekriyye” adlı eserde bu köyün bulunduğu yerden, “Mardin ve Dede Kargın arasında Akkoyunlu’yu zayıf düşürdü.” cümleleriyle söz edilir
(Ebu Bekr-i Tihranî, 2001: 38). Adı geçen Dede Garkın Mevkii; bugünkü Mardin’in
Kızıltepe ve Derik ilçeleriyle Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesi üçgeninde bulunmaktadır. Günümüzde Dedeköy olarak bilinen bu köyde, Dede Garkın Ocağı’nın önderi Numan’ın kabrinin yer aldığı bir türbe vardır (Taşğın, 2009: 210-211). Bölgede
yapmış olduğumuz alan araştırmasında sözlü kaynaklardan elde ettiğimiz bilgiye
göre, Diyarbakır yöresinde yerleşik bulunan Dede Garkın Ocağı mensuplarının yanı
sıra, İmam Zeynel Abidin Ocağı, Beyazıd-ı Bostan Ocağı ve Zelil Kalender Ocağı
mensupları da Diyarbakır yöresine Musul’dan geldiklerini, köklerinin Musul’dan
önce de Horasan’a dayandığını ifade etmektedirler.
Sözlü ve yazılı kaynaklar merkezli araştırmalarız neticesinde, Diyarbakır yö-
resinde günümüzde on iki Alevi ocağının varlığını sürdürdüğü bilgisine ulaşılmış-
tır. Bu ocakların merkezlerinin bulunduğu köylerden bazılarının yerleşim tarihleri,
1500’lü yıllara kadar geri gitmektedir. Diyarbakır yöresi, hem birinci evre Alevi ocaklarının ilk yapılandığı coğrafyada bulunması hem de günümüzde birçok ocağın dede
ve talip topluluğuna ev sahipliği yapması bakımından önemli bir konuma sahiptir.
Bu konumdan hareketle bu makalede, Diyarbakır’ın merkez ve ilçelerine bağlı köylerinde bulunan söz konusu Alevi ocakları hakkında yapmış olduğumuz tespitleri ve
değerlendirmelerimizi paylaşmak istiyoruz. Bu çerçevede, öncelikle yazılı ve sözlü
kaynaklar ışığında Diyarbakır Aleviliğinin tarihi durumu hakkında özet bilgi verilecek ve sonra dede-talip ilişkileri, ocaklar arası bağlantılar, siyasi, ekonomik ve sosyal
sebeplerle meydana gelen göçler bağlamında Diyarbakır Alevi ocaklarının dede ve
talip topluluklarının dağıldığı veya ocak bağlantılarının bulunduğu diğer yerleşim
birimleri hakkında tespit ve değerlendirmelerimiz yer alacaktır.
Bülent AKIN / Metin EKİCİ
234 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63
1. Yazılı ve Sözlü Kaynaklar Işığında Diyarbakır Yöresi Alevilerinin Tarihçesi
Diyarbakır yöresinde yerleşik Alevilerin ve mensubu bulundukları ocakların
tarihi geçmişinin bölgenin Türkleştiği döneme kadar geri götürülmesi mümkündür.
Yöredeki Türkmen Alevi köylerinin isimlerine, bölgenin Osmanlı hâkimiyetine ge-
çişinden sonra yapılan ilk Diyarbekir Tahrir Defterinde rastlanmaktadır. Düzenlenen bu Tahrir, Akkoyunlu (kısa süreli Safevi) Tahriri’nin devamı olmakla birlikte,
“Hasan Padişah Kanunnamesi” olarak isimlendirilmektedir (Taşğın, 2006: 51-52).
Ayrıca 1530 tarihli tahrirde, yörede günümüzde de mevcut olan bazı köylerin adlarının geçtiği görülmektedir. Bu köylerden bazıları günümüzde Aleviliklerini ve
Türkmenliklerini korumayı başarmışken, bazıları Sünnileşmiş aynı zamanda Kürtleşmiştir. Halen Alevi inancına mensup olan Türkmen köylerinden Seyithasan (Bakacak) köyü, tahrir kayıtlarında “Seyyid Hasan” (TD 998/I: 53); Darlı (Ulutürk)
köyü, Ali-Darlu (TD 998/I: 49); Şerabi (Nahırkıracı) köyü ise, Şarabi (TD 998/I:
53) adıyla kayıtlıdır.1
Diyarbakır Türkmen Alevi topluluğu, tarih süreçte Diyarbakır yöresinde
nüfuslarının daha yoğun olduğunu Dicle nehri boyunca sağlı sollu sıralanan üç yü-
zün üzerindeki köyün Türkmen Alevi köyü olduğunu, zamanla Sünnileştiklerini ve
Sünnileşmeyle beraber Kürtleştiklerini belirtmektedirler. Türkmen Alevi köyleriyle
sınır olan ve 20. yüzyıl başına kadar Alevi kimliği yerel tarihçe bilinen bazı köyler bugün Sünni Kürt köyü olmuştur. Bu köylerden kısa bir zaman öncesine kadar Türkmen Alevi köylerine cem âyinlerine katılmak için gelindiği sözlü kaynaklarca sıkça
anlatılmaktadır. İnanç olarak Alevilik ve Sünnilik arasında kalan bazı köylerde de
Türkmen kimliğinin korunduğu görülmüştür (Konyar, 1936: 54-55). Bu köyler arasında özellikle Ayneto, Tilalo, Ali Bardak, Mitrani, Köseli, Altunakar,2
ve Hüseynik3
sayılabilir (Taşğın, 2004: 339-356).
Sözlü kaynaklardan aldığımız bilgilere göre yöredeki Alevi ocaklarının büyük
bir çoğunluğu Horasan’dan Musul’a, Musul’dan da Diyarbakır’a gelmiştir. Nitekim
bugün bile Darlı (Ulutürk) ve Seyithasan (Bakacak) köylerinde yerleşik bulunan
İmam Zeynel Abidin Ocağı ve Zelil Kalender Ocağı mensupları Musul’da ikamet
eden akrabalarıyla görüşmeye devam etmektedirler. Seyithasan (Bakacak) köyünde
bulunan başka bir İmam Zeynel Abidin Ocağı mensubu ailenin ise, bu köye 1900’lü
yılların başında Şanlıurfa’nın Kısas köyünden geldiğini, ocak mensupları ve yöre
halkı tarafından alan araştırmalarımız sırasında aktarılmıştır. Ayrıca bu ocak ailesi
hakkında Halil Atılgan ve Mehmet Acet, “Harran’da Bir Türkmen Köyü Kısas” adlı
çalışmalarında, sözlü kaynaklardan derledikleri birtakım bilgileri aktarırlar. Bizim
bölgede yaptığımız araştırmalar da bu bilgileri teyit etmektedir (Atılgan ve Acet,
2001).
DİYARBAKIR YÖRESİ ALEVİ OCAKLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63 235
Sözlü kaynaklardan derlenen bu bilgilere göre; Horasan Türklerinden ve
İmam Zeynel Abidin soyundan gelen Seyit Ahmet, 1600-1650 yılları arasında aile
efradıyla Kısas’a gelip yerleşir. Seyit Ahmet, yörede keramet ehli bir ocak dedesi olarak tanınır. Seyit Ahmet’in Kısas’ta olduğu duyulunca çevredeki yerleşim yerlerinden Alevi-Bektaşi inancına mensup Türkmenler Kısas’a gelip yerleşmeye başlarlar.
Seyit Ahmet devletten tapusunu aldığı Kısas’taki arazileri bu köye gelen Alevilere
dağıtarak onların da toprak sahibi olmalarını sağlar. Alevi-Bektaşi inancı Kısas’a Seyit Ahmet sayesinde yerleşir. 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarına gelindi-
ğinde Seyit Ahmet’in torunlarından İlyas ve amcasının oğlu Ahmet, Diyarbakır’ın
Bismil ilçesinin Seyithasan (Bakacak) köyüne göç ederek buraya yerleşirler (Atılgan
ve Acet, 2001: 13).
Seyyid Ahmed, Kısas’a yerleştikten sonra yanına ilk gelenler arasında Dede
Garkın Ocağı talipleri vardır. Bunlar Mardin’in “Bektaş” köyünden gelen dört kardeş
ve onların aileleridir. Kısas’a yerleşen bu Dede Garkın talipleri, bağlı bulundukları
ocağın dedeleriyle yeniden irtibat kurmayı başarmışlardır. Diyarbakır’ın Büyükkadı köyünde yerleşik bulunan Dede Garkın Ocak dedelerinden Eyüp Dede, 1900’lü
yılların başlarından itibaren Kısas’a gidip gelmeye başlamıştır. Böylece Kısas’ta yerleşik bulunan Dede Garkın Ocağı taliplerinin kuşanma ve görgü hizmetleri, kendi
ocaklarının dedeleri tarafından yürütülmeye başlanmıştır. Yine Eyüp Dede, kısa bir
süreliğine Kısas’a yerleşerek burada ikamet etmiştir. Eyüp Dede’nin vefatından sonra 1940’lı yıllarda onun amcasının çocukları olan Küçük Mustafa Dede ve Büyük
Mustafa Dede, Kısas’a gidip gelerek buradaki Dede Garkın taliplerinin kuşanma
ve görgü hizmetlerini yürütmüşlerdir. Bugün Kısas’ta yerleşik bulunan söz konusu
Dede Garkın Ocağı taliplerinin nüfusu oldukça fazladır. Yaklaşık 400 hane civarında
oldukları tahmin edilmektedir. Fakat, Eyüp Dede’den sonra çocuklarından ve torunlarından Kısas’a yerleşip kalanlar olmuşsa da onlar yolu sürdürememişler ve bu
sebeple yöredeki talipler, Diyarbakır’daki ocakla irtibatları da kopunca Hacı Bektaş’taki Çelebilere bağlanmışlardır.
2. Diyarbakır Yöresinde Bulunan Alevi Ocakları
Diyarbakır yöresi Alevi ocakları ile ilgili bugüne kadar yapılan çalışmalar,
ocakların isimleri ve merkezlerinin bulundukları köyler hakkında ayrıntılı olmasa da
önemli bazı bilgiler ihtiva etmektedir. Bu çalışmalarda, yöredeki Alevi ocaklarının
yerleşim birimlerine göre tespiti şöyledir:
“Türkmenhacı: Beyazıdı Bostan Ocağı; Battal Gazi Ocağı; Erseil Bozkurt
Ocağı; Babusor Ocağı. Seyithasan (Bakacak): İmam Zeynelabidin Ocağı; Sarı Saltık
Ocağı; İbrahim Halilullah-Çoban Alo Ocağı; Zelil Kalender Ocağı. Darlı (Ulutürk):
Zeynelabidin Ocağı. Bismil: Battal Gazi Ocağı. Şükürlü: Güzel Şah Ocağı; Sarı Saltık Ocağı. Şerabi (Nahırkıracı): Ağu İçen Ocağı; Güzel Şah Ocağı. Büyükkadı: Dede
Bülent AKIN / Metin EKİCİ
236 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63
Karkın Ocağı; Ağu İçen Ocağı” (Taşğın, 2004: 339-341). Ahmet Taşğın, bu çalış-
masının yanında, doktora tezinde, yöredeki ocak dedeleri ve taliplerine yönelttiği
anket soruları ışığında bazı istatistiksel değerlendirmelerde bulunmuştur (Taşğın,
2006). Öte yandan Hamza Aksüt, çeşitli yazılarında yörenin Alevilik açısından önemine değinmiş ve yöredeki ocaklardan birkaçı hakkında önemli bilgiler aktarmıştır
(Aksüt, 2004, 2009).
Diyarbakır Yöresi Alevi ocaklarıyla ilgili yaptığımız literatür taramaları ve
alan araştırmaları neticesinde, yörede on iki ayrı ocak tespit etmiş bulunmaktayız.
Bu ocaklar arasında yukarıda verilen ocak listesinden farklı olarak Çoban Alo ve İbarahim Halilullah adlı ocaklara rastlanmamış bu isimlerin ocak değil de ocaklara mensup dede isimleri olduğu tespit edilmiştir. Yine Erseil ve Bozkurt ocaklarının ayrı birer ocak olduğu görülmüştür. Öte yandan yörede, İmam Zeynel Abidin Ocağı, Dede
Garkın Ocağı, Ağu İçen Ocağı gibi Anadolu’nun çeşitli yörelerinde rastlayabilece-
ğimiz ocaklar mevcut olduğu gibi; Beyazıd-ı Bostan Ocağı, Zelil Kalender Ocağı,
Erseil Ocağı, Bozkurt Ocağı ve Güzel Şah Ocağı gibi Anadolu’nun başka yerleşim
birimlerinde bugüne kadar varlığı tespit edilmemiş ocaklar da mevcuttur. Yörede,
söz konusu on iki ocağın vaktiyle tamamının dede ve talip topluluklarının erkân sürdürdüklerini sözlü kaynaklardan öğrenmekteyiz. Günümüze geldikçe bu ocakların
bir kısmı ocak erkânını sürdürecek nitelikte dede kalmaması, dede ve talip topluluklarının kent merkezlerine göç etmeleri gibi çeşitli sebeplerle erkân sürdürememiş ve
bu ocaklara mensup talip toplulukları, etkinliği devam eden ocaklara bağlanmaya
başlamışlardır. Makalemizin bundan sonraki bölümünde yöredeki ocaklar yapılandığı evreye göre bir sıralamaya tâbi tutulup söz konusu ocaklarının sözlü bilgiler ve
yazılı kaynaklar paralelinde günümüzdeki durumları ortaya konacaktır.
2.1. İmam Zeynel Abidin Ocağı
Yörede İmam Zeynel Abidin ocağına mensup olan dedeler kendilerini doğ-
rudan On İki İmam’ın dördüncüsü İmam Zeynel Abidin’e bağlarlar. Yörede bu oca-
ğa mensup dedelerin bazılarının elinde şecereleri bulunurken, büyük bir çoğunluğunun şeceresi bulunmamaktadır. Sözlü kaynaklardan edindiğimiz bilgiler, bu ocağa
mensup dedelerin Horasan’dan Musul’a oradan da Diyarbakır’ın Seyithasan (Bakacak) ve Darlı (Ulutürk) köylerine geldiklerini göstermektedir. Nitekim daha öncede belirttiğimiz gibi İmam Zeynel Abidin Ocağı’nın Darlı (Ulutürk) ve Seyithasan
(Bakacak) köyleri mensuplarından günümüzde Musul’daki yakınlarıyla görüşen iki
dede ailesi bulunmaktadır.
Öte yandan, Seyithasan (Bakacak) köyüne yerleşen İmam Zeynel Abidin
Ocağı mensubu bir dede ailesi de 20. yüzyılın başlarında, Şanlıurfa’nın önemli Alevi
yerleşimlerinden olan Kısas beldesinden gelmiştir. Bu ocak ailesinin aynı zamanda
17. yüzyılın başlarında Kısas’a yerleşen ilk ocak ailesi ve Kısas köyünün kurucusu olduğu hem Diyarbakır hem de Kısas Alevileri arasında yaygın olarak anlatılmaktadır.
DİYARBAKIR YÖRESİ ALEVİ OCAKLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63 237
Ocak merkezleri Seyithasan (Bakacak) ve Darlı (Ulutürk) köyleri olan İmam
Zeynel Abidin Ocağı dedelerinin kendi köyleri dışında Bismil merkez ve Türkmenhacı köyü ile Çınar’ın Şükürlü köyünde talipleri bulunmaktadır. Öte yandan, bu
ocağın dede ve talipleri, çeşitli sebeplerle Diyarbakır merkez ve çevresinden İzmir,
Bursa, Mersin ve Adana başta olmak üzere, çeşitli şehirlere göç etmişlerdir. Büyük
şehirlerde çeşitli dernek, vakıf ve cemevleri etrafında toplanan bu dede-talip toplulukları arasında, sayıları az da olsa geleneksel erkânı sürdürenler de mevcuttur.
2.2. Battal Gazi Ocağı
Hacı Bektaş Veli öncesi yapılanan en eski ocaklardandır. Battal Gazi Ocağı’nın
Diyarbakır’daki merkezi Bismil’dir. Sözlü kaynaklara göre Bismil’e Malatya tarafından gelmişlerdir. Bu ocağın mensupları daha sonradan Türkmenhacı ve Seyithasan
(Bakacak) köylerine yerleşmişlerdir. Yörede bugüne kadar bu ocağa mensup talip
topluluğu tespit edilememiştir.
2.3. Dede Garkın Ocağı
Dede Garkın Ocağı tarihi yapılanması Hacı Bektaş Veli öncesine dayanan
ocaklardandır. 13. yüzyıl sonrası yazılan Reşideddin’in “Câmiu’t Tevârîh”inde,
15. yüzyılda Yazıcızâde Ali’nin “Tarih-i Ali Selçuk”unda ve Neşrî’nin “Kitâb-ı
Cihannümâ” isimli tarihinde “Garkın” sözcüğü, bir Türk boyunun adı olarak karşımı-
za çıkmaktadır. Öte yandan, son yıllarda yapılan araştırmalar Dede Garkın Ocağı’na
adını veren Dede Garkın’ın 13. yüzyılda yaşadığını, hayatının büyük bir kısmını Gü-
neydoğu Anadolu bölgesinde geçirdiğini ve Mardin-Şanlıurfa il sınırında bugünkü
adıyla Dedeköy’de kabrinin bulunduğunu göstermektedir. Asıl ismi Numan olan
Dede Garkın’ın Garkın boyunun hem dini hem de siyasi lideri olup “Garkıniyye”
adlı tarikatın da kurucusu olduğu bilinmektedir. Dede Garkın’ın faaliyet alanının ise
Dulkadirli Beyliğinin hâkimiyetindeki Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğu söylenebilir. Dede Garkın Ocağı’na ait şecerelerde ve icazetnâmelerde, Dede Garkın’ın
Tâcu’l-Ârifîn Seyyid Ebu’l-Vefâ silsilesine, yani Vefâiyye Tarikatına bağlandığı gö-
rülmektedir. Bu durum, Alevi mürşit ocaklarının Vefâiyye Tarikatı ile ilişkileri göz
önünde bulundurulduğunda, Kuzey Irak ve Suriye ile bağlantısını ve Dede Garkın’ın
bu bağlantıdaki tarihi rolünü ortaya koymaktadır. Ayrıca Elvan Çelebi, “Menâkıbu’l
Kudsiyye”de Dede Garkın’ın Baba İlyas Horasanî’nin dedesi olduğunu belirtmekte
ve söz konusu icazetnâmelerle de bu durum doğrulamaktadır (Ocak, 2011: 43-74).
Dede Garkın Ocağı dedelerinin ve taliplerinin başta Diyarbakır olmak üzere Gü-
neydoğu Anadolu Bölgesi’nin çeşitli yerlerinde günümüzde de yerleşik bulunmaları
ve özellikle Diyarbakır merkeze bağlı Büyükkadı köyündeki Ocak mensuplarının bu
köye Musul’dan geldiklerini ifade etmeleri bu görüşü desteklemektedir.
Dede Garkın Ocağı’nın Diyarbakır’daki merkezi Büyükkadı köyüdür. 1530
yılı tahrir kayıtlarında bu köyün bulunduğu yerde, Kâdı-i Ulyâ ve Kadı-i Sülâ adlarıyla iki köy mevcuttur (TD998/I: 51). Bunlardan Yukarı Kadı’nın ad verme gelene-
Bülent AKIN / Metin EKİCİ
238 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63
ğine bakıldığında “Pir Kulu, Şah Ali oğlu Ümmet, Pir Ali oğlu Doğmuş ve kardeşleri
Yusuf ve Pir Kulu” gibi Alevi ad verme geleneğine uygun adlar görülmektedir (Aksüt, 2009: 86). Yine Aksüt, Osmanlı kayıtlarına göre Dede Garkın’ın halifelerinden
Baba Arslanoğlu’nun yurdunun Diyarbakır’ın Bismil ilçesinin Arslanoğlu köyü olduğunu ileri sürmektedir (Aksüt. 2009: 79).
Öte yandan, günümüzde Dede Garkın Ocağı mensubu dedelerin ve taliplerin büyük bir çoğunluğu başta Diyarbakır ve İzmir olmak üzere çeşitli şehirlere
göç etmişlerdir. Bu ocağa bağlı taliplerin bir kısmı görgü yapamazken, çok az bir
kısmının görgüleri ise, İzmir’de ikamet eden İmam Zeynel Abidin Ocağı dedeleri
tarafından yapılmaktadır.
2.4. Ağu İçen Ocağı
Ağu İçen Ocağı, Hacı Bektaş Veli öncesi teşkilatlanan Alevi ocaklarındandır.
Şimdiye kadar yapılan araştırmalar, bu ocağın merkezi olarak üç ayrı yerleşim birimini işaret etmektedir. Bunlar; Elazığ merkeze bağlı Sün Köyü, Tunceli’nin Hozat
ilçesine bağlı Bargıni köyü ve Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı Mineyik köyüdür
(Aksüt, 2009: 167). Bu ocağın Diyarbakır’daki yerleşim yeri, merkeze bağlı Şarabi
(Nahırkıracı) köyüdür. Bu ocağın Büyükkadı ve Şükürlü köylerinde talipleri mevcut
olmakla birlikte, günümüzde ocak dedeleri tarafından erkân yürütülmemektedir.
2.5. Zelil Kalender Ocağı
Zelil Kalender Ocağı, bugüne kadar Diyarbakır yöresi dışında herhangi bir
yörede tespit edilmeyen ocaklar arasında yer almaktadır. Yöredeki alan araştırmalarımızda, bu ocağın İmam Zeynel Abidin Ocağı’nın bir kolu olduğu yönündeki
kanaatin güçlü olduğu görülmüştür. Fakat, 13. yüzyıl sonrası Güneydoğu Anadolu
Bölgesi’nde örgütlenen Kalenderi dede ya da babalarından olduğu düşünülen Zelil
Kalender’in adıyla anılan bir ocak olması kuvvetli olasılıktır. Musul’dan göçle gelen ocaklardandır. Ocağın Diyarbakır’daki yerleşim yeri, Bismil ilçesinin Seyithasan
(Bakacak) köyüdür. Köyde “Seyyid’in Evi” olarak adlandırılan ocak mensuplarının
köye geliş tarihleri oldukça eski olmasına rağmen, bunların halen Musul’daki akrabalarıyla irtibatları kopmamıştır. Bu ocağın dede ve talip toplulukları, Diyarbakır ve
İzmir başta olmak üzere çeşitli şehir merkezlerine yayılmıştır. Günümüzde erkân
sürdürmeyen Zelil Kalender Ocağı’na bağlı taliplerin görgüleri, İmam Zeynel Abidin Ocağı dedeleri tarafından yapılmaktadır.
2.6. Sarı Saltık Ocağı
Bu ocağın, Hacı Bektaş Veli ve halifelerinin Anadolu’da tekkeler halinde yapılanması neticesinde oluşan ocaklardan olduğu görüşü hâkim olmak birlikte, aksini
öne süren araştırmacılar da söz konusudur.4
DİYARBAKIR YÖRESİ ALEVİ OCAKLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63 239
Sarı Saltık Ocağı’nın Diyarbakır’daki yerleşim yerleri, Seyithasan (Bakacak)
ve Şükürlü köyleridir. Seyithasan’da (Bakacak) yerleşik bulunan Sarı Saltık Ocağı
dedeleri, Çınar’a bağlı İmam Akiyl köyünden gelmişlerdir. Günümüzde, yörede bu
ocağın talibi bulunmamaktadır. Dedeleri ise bu köylerin dışında Diyarbakır, Bursa
ve İzmir gibi büyük şehirlerde yaşamakta, ancak erkân yürütmemektedirler.
2.7. Sarı İsmail Ocağı
Bu ocağın yörede bugün dede ve talip toplulukları bulunmamaktadır. Günü-
müzde Şanlıurfa’nın Kısas köyünde ikamet eden Sarı İsmail Ocağı mensuplarından
vaktiyle Bismil’in Kasımi köyünden göç ederek Kısas köyüne geldiklerini öğreniyoruz. Kasımi köyünün adına 1530 tarihli tahrirde de rastlanmaktadır (TD 998/I: 51).
Ayrıca yöredeki Aleviler, bu köyün vaktiyle Alevi köyü olduğunu doğrulamaktadırlar.
2.8. Beyazıd-ı Bostan Ocağı
Beyazıd-ı Bostan Ocağı, Anadolu’nun başka yörelerinde bugüne kadar tespit
edilmemiş ocaklardan biridir. Ocak dedelerinin yöredeki yerleşim yeri, Türkmenhacı köyüdür. Türkmenhacı köyünde bu ocağa mensup dede ve talipler tarafından
erkân yürütülmektedir. Bu ocağın Türkmenhacı köyü dışında Bismil merkez ile
Bismil’e bağlı Seyithasan (Bakacak) ve Darlı (Ulutürk) köylerinde; Çınar’ın Şükürlü köyünde, Diyarbakır, İzmir ve Bursa gibi büyük şehirlerde talip toplulukları bulunmaktadır. Günümüzde Türkmenhacı köyünde Beyazıd-ı Bostan Ocağı Dedesi
Hasan Baykut tarafından cem hizmetleri yürütülmektedir.
2.9. Bozkurt Ocağı
Merkezi Diyarbakır’ın Bismil ilçesinin Türkmenhacı köyünde bulunan Bozkurt Ocağı, daha önceki çalışmalarda “Erseil Bozkurt Ocağı” olarak tanıtılmıştır.
Oysa bu ikisi ayrı ocaklardır. Bozkurt Ocağı’nın dedeliğini ve rehberliğini yürüten
Seyi Ağa adlı ocak dedesi, 1985 yılında vefat ettikten sonra bu ocağın talipleri Erseil
Ocağı’na bağlanmışlardır. Bu durum, bu iki ocağın araştırmacılar tarafından tek bir
ocak olarak ele alınmasına sebep olmuştur. Bu ocağın vaktiyle Türkmenhacı dışında
Darlı (Ulutürk) köyünden de talipleri olduğu bilinmektedir. Günümüzde taliplerinin çok az bir kısmı İmam Zeynel Abidin Ocağı dedelerine görgülerini yaptırmaktadırlar.
2.10. Erseil Ocağı
Merkezi Diyarbakır’ın Bismil ilçesinin Türkmenhacı köyü olan bu ocağa, bugüne kadar Anadolu’nun başka yörelerinde rastlanmamıştır. Günümüzde etkinliğini
yitiren ocaklardandır. Vaktiyle Türkmenhacı ve Darlı (Ulutürk) köylerinde yerleşik
Bülent AKIN / Metin EKİCİ
240 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63
bulunan ve günümüzde büyük bir çoğunluğu Diyarbakır, İzmir ve Bursa gibi büyük
şehir merkezlerine göç eden bu ocağın talip topluluklarının bir kısmının görgüleri,
günümüzde İmam Zeynel Abidin Ocağı dedeleri tarafından yapılmaktadır.
2.11. Güzel Şah Ocağı
Güzel Şah Ocağı, bugüne kadar Anadolu’nun başka yörelerinde varlığı tespit edilmeyen ocaklardandır. Bu ocağın merkezi, Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı
Şükürlü köyüdür. Ayrıca, Çınar’ın Altunakar köyünde Güzel Şah türbesi bulunmaktadır. Altunakar, vaktiyle Türkmen Alevi köyü olduğu rivayet edilen köylerdendir.
Bu köyde bulunan Güzel Şah türbesinin bakımı, Şükürlü köyündeki Alevi inancına
mensup kimseler tarafından yapılmaktadır. İzmir ve Bursa’da bu ocağın dede ve talip toplulukları mevcuttur.
2.12. Babusor Ocağı
Yöredeki araştırmalarımızda, hakkında en az bilgi edinebildiğimiz ocak Babusor Ocağı’dır. Bu ocağın dedeleri, Diyarbakır’ın Bismil ilçesinin Türkmenhacı
köyünde yerleşiktir. Bu ocağın aslında “Baba Mansur Ocağı” ya da onun bir kolu
olduğu yöredeki ocak dedeleri tarafından anlatılsa da bu ocakla ilgili yapılacak geniş
bir araştırmadan sonra bu konudaki bilgilerin netlik kazanacağını belirtmek doğru
olacaktır.
3. Diyarbakır Yöresindeki Ocaklara Mensup Dede ve Talip Topluluklarının Dağılımı
Diyarbakır yöresi Alevi ocaklarına mensup dede ve talip topluluklarının Diyarbakır merkez ve ilçelere bağlı köyler dışında, Anadolu’nun çeşitli yerleşim birimlerine dağıldığı görülmektedir. Buna göre söz konusu ocaklara mensup dede ve talip
topluluklarının dağılımını, “Diyarbakır merkez ve ilçelere bağlı köylere göre dağı-
lımları” ve “Diyarbakır il sınırı dışındaki yerleşim birimlerine göre dağılımları” olmak üzere, iki ana başlık altında inceleyebiliriz.
3.1. Diyarbakır Merkez ve İlçelere Bağlı Köylere Göre Ocaklara Mensup Dede ve Talip Topluluklarının Dağılımı
Diyarbakır yöresinde tespit ettiğimiz on iki Alevi ocağının merkez ve ilçelere
bağlı köylere göre dağılımı incelendiğinde, günümüzde ocakların çok az bir kısmının
etkinlik alanının eskisine nazaran önemli oranda arttığı görülürken, büyük bir bölü-
münün etkinlik alanının giderek daraldığı, hatta bu ocaklardan bazılarının yok olmaya yüz tuttuğu dikkati çekmektedir. Etkinlik alanı artan ocakların başında, İmam
Zeynel Abidin Ocağı ve Beyazıd-ı Bostan Ocağı sayılabilir. Yöredeki ocaklara mensup dede ve talip topluluklarının ocak aidiyetlerini gösteren aşağıdaki tabloda, vaktiyle Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Kasımi köyünden Şanlıurfa’nın Kısas köyüne
DİYARBAKIR YÖRESİ ALEVİ OCAKLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63 241
göç eden Sarı İsmail Ocağı mensuplarına geride kimsenin kalmaması nedeniyle yer
verilmemiştir. Bu ocağın dede ve talip toplulukları, çalışmanın devamında ayrı bir
tabloda gösterilecektir.
Tablo-1: Diyarbakır yöresinde Alevi inancının yaşanmaya devam ettiği yerleşim
birimleri ile dede-talip topluluklarının ocak aidiyetleri
İli İlçesi Köy Mahalle Ocak Aidiyeti
Diyarbakır Merkez Nahırkıracı
(Şerabi)
Ağu İçen, Güzel Şah Ocaklarının Dede
ve Talipleri
Diyarbakır Merkez Büyükkadı Dede Garkın, Ağu İçen Ocaklarının
Dede ve Talipleri
Diyarbakır Çınar Şükürlü Güzel Şah, Sarı Saltık Ocaklarının
Dede ve Talipleri ile İmam Zeynel
Abidin Ocağı’nın Talipleri
Diyarbakır Bismil Merkez Kurtuluş Battal Gazi Ocağı Dede ve Talipleri
ile İmam Zeynel Abidin Ocağı’nın
Talipleri
Diyarbakır Bismil Bakacak
(Seyithasan)
İmam Zeynel Abidin, Zelil Kalender,
Sarı Saltık Ocaklarının Dede ve
Talipleri
Diyarbakır Bismil Türkmenhacı Beyazıd-ı Bostan, Battal Gazi, Erseil
Bozkurt, Babusor Ocaklarının Dede
ve Talipleri ile İmam Zeynel Abidin
Ocağı’nın Talipleri
Diyarbakır Bismil Ulutürk (Darlı) İmam Zeynel Abidin Ocağı Dede
ve Talipleri ile Erseil ve Bozkurt
Ocağı’nın Talipleri
Diyarbakır Bağlar Selahaddin
Eyubi
Dede Garkın, İmam Zeynel Abidin
Ocaklarının Dede ve Talipleri
Diyarbakır Yenişehir Ois Ağu İçen Ocağı Dede ve Talipleri
Diyarbakır Kayapınar Dicle Kent İmam Zeynel Abidin, Dede Garkın ve
Beyazıd-ı Bostan Ocağı Dede ve Talipleri
3.2. Diyarbakır İl Sınırı Dışındaki Yerleşim Birimlerine Göre Ocaklara
Mensup Dede ve Talip Topluluklarının Dağılımı
Yöredeki ocaklara mensup dede ve talip topluluklarının özellikle son yarım
asır içerisinde Anadolu’nun çeşitli yerleşim birimlerine göç ettikleri tespit edilmiştir.
Tarımda gittikçe artan teknolojik araç kullanımı ile insan gücüne olan gereksinimin
Bülent AKIN / Metin EKİCİ
242 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63
azalması, ulaşımın kolaylaşması, büyük şehirlerdeki yeni iş imkânları, eğitim ve sağ-
lık alanındaki gelişmeler ve şehir hayatının getirdiği diğer olanaklar yöre Alevilerini
göçe iten en önemli etkenler olmuştur. Diğer taraftan yörede yaşanan terör olayları
da bu göçlerin artmasına ve hızlanmasına neden olmuştur.
Söz konusu göçlerle yöredeki Alevi ocaklarına mensup dede ve talip topluluklarının en çok İzmir, Bursa, Mersin ve Adana illerine yerleştikleri görülmektedir.
Bilhassa İzmir ve Bursa’da bulunan dede ve talip topluluklarının nüfusu oldukça fazladır. Bu illerde yerleşik bulunan dede ve taliplerin bir bölümünün geleneksel cemlerini, ritüellerini ve çeşitli inanç uygulamalarını kent hayatının müsaade ettiği ölçüde
yerine getirmeye çalıştıkları görülmektedir. Öte yandan büyük bir bölümü ise, çeşitli derneklerin ya da vakıların çatısı altında yeni bir yapılanmaya doğru gitmektedir.
Tablo-2.A: Diyarbakır il sınırı dışındaki yerleşim birimlerine göre yöredeki ocaklara
mensup dede-talip topluluklarının ocak aidiyetleri
İl İlçe Köy Mahalle Ocak Aidiyeti
İzmir Narlıdere Çamtepe İmam Zeynel Abidin Ocağı, Zelil Kalender
ve Beyazıd-ı Bostan Ocağı Dede ve Talipleri
İzmir Narlıdere Narlı İmam Zeynel Abidin Ocağı, Zelil Kalender
ve Beyazıd-ı Bostan Ocağı Dede ve Talipleri
İzmir Narlıdere Huzur İmam Zeynel Abidin Ocağı ve Beyazıd-ı
Bostan Ocağı Talipleri
İzmir Narlıdere Yenikale İmam Zeynel Abidin Ocağı, Zelil Kalender
ve Beyazıd-ı Bostan Ocağı Dede ve Talipleri
İzmir Karşıyaka Nergiz İmam Zeynel Abidin Ocağı Dede ve
Talipleri
İzmir Bayraklı Gümüşpala İmam Zeynel Abidin Ocağı, Zelil Kalender,
Güzel Şah Ocağı ve Beyazıd-ı Bostan Ocağı
Dede ve Talipleri
İzmir Balçova Beyazıd-ı Bostan Ocağı Talipleri
DİYARBAKIR YÖRESİ ALEVİ OCAKLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63 243
Tablo-2.B: Diyarbakır il sınırı dışındaki yerleşim birimlerine göre yöredeki ocaklara
mensup dede-talip topluluklarının ocak aidiyetleri
İl İlçe Köy Mahalle Ocak Aidiyeti
Bursa Osmangazi Yunuseli İmam Zeynel Abidin Ocağı, Zelil Kalender
ve Beyazıd-ı Bostan Ocağı Dede ve Talipleri
Bursa Osmangazi Hürriyet İmam Zeynel Abidin Ocağı, Zelil Kalender
ve Beyazıd-ı Bostan Ocağı Dede ve Talipleri
Bursa Osmangazi Adalet İmam Zeynel Abidin Ocağı, Zelil Kalender
ve Beyazıd-ı Bostan Ocağı Dede ve Talipleri
Bursa Osmangazi İstiklal İmam Zeynel Abidin Ocağı, Zelil Kalender
ve Beyazıd-ı Bostan Ocağı Dede ve Talipleri
Mersin Mezitli Atatürk İmam Zeynel Abidin Ocağı ve Zelil
Kalender Ocağı Dede ve Talipleri
Mersin Mezitli Viranşehir İmam Zeynel Abidin Ocağı ve Beyazıd-ı
Bostan Ocağı Dede ve Talipleri
Mersin Yenişehir Pozcu İmam Zeynel Abidin Ocağı ve Zelil
Kalender Ocağı Dede ve Talipleri
Balıkesir Akçay İmam Zeynel Abidin Ocağı Talipleri
Tablo-3: Vaktiyle Diyarbakır yöresinde yerleşik bulunan ya da bu yöredeki ocaklarla
bağı olan dede-talip topluluklarının ocak aidiyetleri
İli İlçesi Köy Mahalle Ocak Aidiyeti
Şanlıurfa Merkez Kısas
(Belde)
İmam Zeynel Abidin Ocağı Dedeleri ile
Dede Garkın Ocağı, Sarı İsmail Ocağı Dede
ve Talipleri
Şanlıurfa Merkez Akpınar Sarı İsmail Ocağı Dede ve Talipleri
Şanlıurfa Merkez Hakimdede Dede Garkın Ocağı Talipleri
Sonuç
Diyarbakır yöresinde tespit ettiğimiz on iki Alevi ocağından İmam Zeynel
Abidin Ocağı, Dede Garkın Ocağı, Battal Gazi Ocağı, Ağu İçen Ocağı ve Zelil Kalender Ocağı’nın Hacı Bektaş Veli öncesi yapılanan birinci evre ocak grubu içerisinde
yer aldığı görülmüştür. Diğer taraftan Sarı İsmail Ocağı ve Sarı Saltık Ocağı, ikinci evrede yapılanan ocaklar arasında yer alırken; Beyazıd-ı Bostan Ocağı, Bozkurt
Ocağı, Erseil Ocağı, Güzel Şah Ocağı ve Babusor Ocağı’nın tarihi süreç içerisindeki
durumları hakkında kesin bilgiler olmadığından, bu ocakların hangi evrede yapılan-
Bülent AKIN / Metin EKİCİ
244 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63
dıkları netlik kazanmamıştır. Bu ocaklardan İmam Zeynel Abidin Ocağı ile Zelil Kalender Ocağı’nın Anadolu dışında Musul’da da etkin oldukları tespit edilmiştir. Öte
yandan yöredeki ocaklardan bazılarının günümüzde etkinliklerini yitirdikleri ve bu
ocaklara bağlı talip topluluklarının başta İmam Zeynel Abidin Ocağı olmak üzere
Beyazıd-ı Bostan ve Dede Garkın Ocaklarına bağlandıkları görülmüştür.
Yöredeki on iki Alevi ocağına mensup dede ve talip topluluklarından çok az
bir bölümünün günümüzde geleneksel ocak erkânlarına bağlı kaldıkları görülmüş-
tür. Çeşitli sosyal, siyasi ve ekonomik nedenlerle kent merkezlerine göç eden yöre
Alevileri, kentli ve modern hayat karşısında daha fazla direnç gösterememiş ve geleneksel erkânlarından her geçen gün taviz vermeye başlamışlardır. Buna bağlı olarak
da ocakların kendilerine özgü sürekleri kapsamında gerçekleştirdikleri çeşitli ritüel
ve inanç uygulamalarının her geçen gün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu
gözlenmiştir. Geleneksel ritüel ve uygulamalarını devam ettiren ocakların söz konusu ritüel ve inanç uygulamalarının kayıt altına alınmadığı tespit edilmiştir. Bu sebeple, ritüelik dünyanın bir an önce kayıt altına alınması gerekliliği ortaya konulmuştur.
Bu durum, söz konusu ocaklar içerisinde günümüzde etkinliğini yitirmemiş olanlara
ait cem ritüeli, diğer ritüel ve inanç uygulamalarının tespiti ve kayıt altına alınması-
nın gerekliliğini ortaya koymuştur.
Alevi inanç sisteminin temel yapılanmasını oluşturan ve yaşatıcısı olan ocakların sürekleri, birbirleriyle olan bağları, gerçekleştirdikleri çeşitli ritüel ve inanç uygulamaları ve ellerinde bulunan belgeler ile ilgili yapılacak tespit ve akademik çalışmaların, bu ocakların tarihi, kurucu mürşitleri, bağlı oldukları tekkeler, yayılma
alanları ve göç yolları hususlarında birçok bilinmeyeni aydınlatacağı kanaatindeyiz.
Sonnotlar
1 Bugün, yöredeki Alevi köylerinden bazılarının adları değişmiştir. Fakat, yöre halkı tarafından bu
köylerin eski adlarının kullanıldığı görülmektedir. Yine bu köyler, tahrir kayıtlarında da söz konusu
eski adlarıyla kayıtlıdır. Makalemizde bu durum göz önünde bulundurularak, köylerin eski adlarının
yanında parantez içerisinde yeni adları da verilmiştir.
2 Bu köyde Güzel Şah Ocağı’nın kurucusu Güzel Şah’ın türbesi bulunmaktadır.
3 Hüseynik köyü ile ilgili yöre Alevilerinden derlediğimiz bir anlatıya göre; “Hüseynik köyünden bir
Alevi, Büyükkadı köyüne ceme gelir ve o geldikten sonra çocuğu rahatsızlanır. Bunun üzerine eşi
Büyükkadı köyüne gelir ve ona şöyle seslenir:
Budemde bu demde
Sen ne oturupsan bu demde
Beşiktebalay ölmüş
Senne oturupsan bu demde
DİYARBAKIR YÖRESİ ALEVİ OCAKLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63 245
Bunun üzerine beyi de ona şu şekilde cevap verir:
Bu demden bu demden
Men ayrılmam bu demden
Beşikte balam da ölse
Men gene ayrılmam bu demden
Bucevap üzerine eşi de ona katılarak ceme devam etmiş. Cem bittikten sonra köylerine dönmüşler.
Bir de ne görsünler, çocuk beşikte boncuk boncuk ter içinde nefes nefese kalmış. Böylece inançlarının
karşılığını almışlar.”
4 Hamza Aksüt, Sarı Saltık Ocağı’nın Hacı Bektaş Veli’nin halifesi olan Sarı Saltık ile bir ilgisinin
olmadığını ve bu ocağın asıl adının “Sarı Sultan” olduğunu ileri sürmektedir (Aksüt, 2009: 180-
182).
Kaynakça
Aksüt, Hamza. (2004). “Aleviliğin İlk Oluşum Yerlerinden Birisi Olarak Diyarbakır Yöresi.”
Diyarbakır Valiliği I. Oğuzlardan Osmanlıya Diyarbakır Sempozyumu Bildirileri, Diyarbakır.
Aksüt, Hamza. (2009). Aleviler Türkiye-İran-Irak-Suriye-Bulgaristan. Ankara: Yurt Yay.
Ebu Bekr-i Tihranî. (2001). Kitab-ı Diyarbekriyye. (çev. Mürsel Öztürk), Ankara: KültürBakanlığı Yayınları.
Ersal, Mehmet. (2012). “Çubuk Havzası Alevi Ocakları Bağlamında Alevi İnanç-Dede
Ocaklarının Teşkilatlanması Üzerine Bir Değerlendirme.” II. Uluslararası Tarihten Bugüne
Alevilik Sempozyumu, 23-24 Ekim 2010, Ankara, İstanbul: Horasan Yayınları, ss. 178-
192.
Gülten, Sadullah. (2011). “Anadolu’da Bir Vefai Şeyhi: Tahrir Defterleri Işığında Dede
Karkın Hakkında Bazı Değerlendirmeler.” S. 59, ss.147-158.
Konyar, Basri. (1936). Diyarbekir Yıllığı, Cilt 3. Ankara: Ulus Basımevi.
Ocak, Ahmet Yaşar. (2011). Ortaçağ Anadolu’sunda İki Büyük Yerleşimci (Kolonizatör)
Derviş Yahut Vefâiyye ve Yeseviyye Gerçeği: Dede Garkın ve Emirci Sultan (13. Yüzyıl).
Ankara: Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi Yayınları.
Taşğın, Ahmet. (2004). “Yeni Ocağın Piri Kim? Diyarbakır Türkmen-Alevilerinde Alevi
Kurumlarının İşlevi.” Alevilik, Haz. İsmail Engin-Havva Engin, İstanbul: Kitapyayınevi, ss.
339-356.
Taşğın, Ahmet. (2006). Türkmen Aleviler. Ankara: Ataç Yayınları.
Taşğın, Ahmet. (2009). “Safevi–Osmanlı Savaşı’ndan İtibaren Dini Söylemin Siyasal
Propaganda Aracı Olarak Kullanılması: Dede Kargın Örneği.” Türk Kültürü ve Hacı Bektaş
Araştırma Dergisi, S. 49, ss. 209-223.
998 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Diyar-ı Bekr ve Arap ve Zü’l-Kadiriyye Defteri-I
937/1530. (1998). Ankara: Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayınları.
Bülent AKIN / Metin EKİCİ
246 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ AAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63
Kaynak Kişi Dizini
Mehmet Acet (Âşık Sefai), (1954), Kısas, Şanlıurfa, Lise, Âşık-Talip.
Sefer Acet, (1928), Kısas, Şanlıurfa, İlkokul, Talip.
Hasan Baykut, (1961), Türkmenhacı, Bismil, Diyarbakır, Beyazıd-ı Bostan Ocağı Dedesi.
Cuma Boran, (1954), Seyithasan (Bakacak), Bismil, Diyarbakır, İlkokul, Talip.
İbrahim Göncü, (1938), Kısas, Şanlıurfa, İlkokul, Sarı İsmail Ocağı Dedesi.
Aziz Güçlü, (1951), Seyithasan (Bakacak), Bismil, Diyarbakır, İlkokul, Halk Şairi-Talip.
Vedat Güldoğan, (1950), Çüngüş, Diyarbakır, Üniversite, Araştırmacı-Yazar.
Cuma Kargın, (1951), Büyükkadı, Diyarbakır, Üniversite, Dede Garkın Ocağı Dedesi.
Sultan Kargın, (1927), Büyükkadı, Diyarbakır, Okuma yazma bilmiyor, Ana Bacı (Dede eşi).
Musa Kargın, (1966), Büyükkadı, Diyarbakır, Lise, Dede Garkın Ocağı Dedesi-Âşık.
Mehdi Kaygusuz, (1961), Darlı (Ulutürk), Bismil, Diyarbakır, Lise, İmam Zeynel Abidin
Ocağı Dedesi.
Cemal Özdemir, (1952), Darlı (Ulutürk), Bismil, Diyarbakır, Üniversite, Talip.
Meryem Özdemir, (1954), Seyithasan (Bakacak), Bismil, Diyarbakır, İlkokul, Âşık-Talip.
Ali Öztürk (Âşık Figani). (1970). Seyithasan (Bakacak), Bismil, Diyarbakır, Üniversite,
Âşık-Zakir.
Selime Yaşar (Mah Turna), (1951), Türkmenhacı, Bismil, Diyarbakır, Okuma Yazma bilmiyor, Âşık-Talip.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder