Powered By Blogger

9 Kasım 2025 Pazar

HALK KÜLTÜRÜNDE SU

 Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

HALK KÜLTÜRÜNDE 

SU

ULUSLARARASI SEMPOZYUMU 

BİLDİRİLERİ

07‐08 Kasım 2013 

TEKİRDAĞ

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

IV

Baskı

Pınarbaş Matbaacılık ve Reklam Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.

Rami Kışla Cad. Topçular İş Merkezi No:70/192 Topçular / İSTANBUL, Türkiye

Tel: 0212 5675671 Faks: 0212 6136138

www.pinarbas.com.tr

İletişim Adresi

Motif Halk Oyunlan Eğitim ve Öğretim Vakfı

Dervişali Mah.Kariye Yağhanesi Sk.D:3‐4 Edirnekapı‐Fatih / İSTANBUL, Türkiye

Tel.: 444 8 683 ‐ Faks: +90 212 6355243

motif@motifvakfi.com http: //www.motifvakfi.com

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013 

V

§ÑÏгÑÏͳÑÈÌѳÉ˳Ë

@H62!&:28$&P8=;&E8@§ÉÌ


&;:L;HLEL=./I

;IF;&E&E&F8/<C@QPI<I6;.6E6;/E6

¸ÈϳÈÐ&F8<ÊÈÉË¥  ¹

.6HBE

E@2¨E¨/5</H

.6HBE$&E.8<,8;&E8

$E.¨@-¨E¨/E=&$%

$E.¨@-¨E¨+@=@Q  

/.&:F6P@=

&4;&

¨/=6Q 

&C&:&F&E8<8

4E¨ BE¨

&;.I=%

4E¨ BE¨:H&P 

&C&:§&EHC@FH&; E<&HLE@;;/:F6P@=I«.IE¨

&P2&&F&E8<8M/LQ/=6

&;6@FE/:;&<

FH&=+I;ÊÈÉÍ

$&P8<;&=&=+6;.6E6;/E6=.6;¥6<;&M/6;<6F@EI<;I;I4IP&Q&E;&E8=&&6HH6E¨

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

482

ESKİŞEHİR TÜRKMEN ALEVİLERİNDE SU İLE İLGİLİ İNANÇ VE UYGULAMALAR•

Adem KOÇ * 

“Su vermeyene süt ver!” Kaşgarlı Mahmud

Eskişehir Aleviliğine Genel Bir Bakış:

Alevilik‐Bektaşilik  çalışmaları  “Anadolu  heterodoksisi”  ifadesiyle  karşılanmaya  da 

çalışılmaktadır. Eski Türk inançlarının, şamanizmin, Uzakdoğu ve İran dinlerinin, Hıristiyanlığın, 

Yahudiliğin,  putperestliğin  İslam  öncesi  dönemde  Türk  topluklarını  nasıl  etkilediği  ve  İslam 

sonrasına  hangi  motifleri  miras  bıraktığı  üzerinde  durulan  çalışmalar  da  vardır  (Ocak  2010). 

Anadolu ve Balkanlardaki Alevi‐Bektaşi inanç yapısı hakkında yapılan ilk çalışma F. W. Hasluck’a 

ait olan “Bektaşilik Tetkikleri”dir (Hasluck 1995) Ancak Hasluck Alevi‐Bektaşi yapılanmasındaki 

“dede‐ocak”  sistemine  pek  de  dikkat  etmiş  gözükmüyor.  Anadolu’daki  türbe‐yatır‐tekkeleri 

Arap mezarları, Bektaşiliği de Osmanlı’nın İslam dinini yaymak için kullandığı propaganda aracı 

olarak görür (Hasluck 1995: 115‐130).

Türkiye’de  Alevilik‐Bektaşilik  üzerine  ilk  bilimsel  araştırma  yapan  ve  söz 

söyleyenlerden  birisi  de  Fuat  Köprülü’dür.  (Kaplan  2002).  Köprülü  (1991), Türk Edebiyatı’nda 

İlk Mutasavvıflar  kitabında  Doğu’da  Türkleri  irşad  eden  manevi  lider  olarak  Ahmet  Yesevi’yi, 

Batı’da  ise  Yunus  Emre’yi  ön  plana  çıkarır.  Bugünkü  Anadolu  Aleviliğinin  batıya  doğru 

yayılmasının en güçlü  kolunu  dervişler  oluşturuyordu.  Bu  dervişleri Âşık  Paşaoğlu  “Gaziler  ve 

Alplar, Ahiler, Bacılar ve Abdallar” olarak sınıflar (Birdoğan 1995). Anadolu’nun Türkleşmesi ve

İslamlaşmasında bu dervişlerin çok büyük önemi vardır.

Anadolu’da  yerleşmiş  bulunan Alevi‐Türkmen  oymakları arasında  Çepniler,  Beğdililer 

ve  Tahtacılar  önemli  yer  tutar.  Anadolu  Alevilerinin  Orta  Anadolu  bölgesinde  yaşayanları, 

Türkmenlerin  Beğdili  oymaklarındandır.  Ankara,  Tokat,  Kırşehir,  Çorum,  Eskişehir,  Kayseri, 

Nevşehir  vb.  illere  bağlı  köylüklerde  yaşan  Alevi  Türkler  tümü  ile  bu  Beğdili  oymağının 

torunlarıdır (Birdoğan 1995).

Eskişehir‐Seyitgazi‐Kütahya arasındaki bölge Türkmen kolonizasyonu açısından önemli 

bir  yerleşim  yeridir  (Doğru  2005).  Bu  bölgedeki  Alevi  Türkmenlerin  boyları  ve  aşiretleri 

hakkında  Yörükan  (1998)  önemli  bilgiler  verir.  Hasluck  (1995:  117)  da  Anadolu’daki  Arap 

mezarlarından en  önemlisi  olarak  “Eskişehir’in güneyindeki Frigya’nın eski Nakoleya  şehrinde 

bulunan ve kahramanın adını taşıyan bağlı türbede gömülü Seyyid Battal Gazi” olarak verir ve 

özellikle  de  “Arap  mezarı”  vurgusunda  bulunur.  Ancak  Seyyid  Battal  Gazi,  İslam’ın  yayılması 

sürecinde  bir  Arap  kahramanı  iken  Anadolu’da  Türkleşme  ve  İslamlaşmanın  başladığı 

dönemlerde de bir Türk savaşçıya dönüşecektir. Müslümanlar ve özellikle Alevi‐Bektaşi Türkler 

arasında büyük bir gazi‐veli kimliğine yüceltilip destan kahramanı yapılacaktır (Say 2009: 5‐31). 

Hacluck’un  gözden  kaçırdığı  nokta  burada  belirir.  Alevi‐Bektaşilerin  bu  gazi‐veli  şahsiyetlere 

bağlanmalarındaki  sebep  orada  yatan  şahsiyetin  Arap  olması  değil  Türk  kültüründe  yoğun 

olarak yaşanılan “ata ruhu” ve “dağ ruhu” kültleridir.

Anadolu  Aleviliğinin  anlaşılması  senkretik  ve  seküler  yapılarıyla  birlikte  “İslam  tarihi, 

Türk  kültür  tarihi  ve  Anadolu  kültür  tarihi”  (Kökel  2004:  5)  açısından  incelenmesine  de  bağlı 

gözüküyor. 

                                                                  

• Bu  çalışma  BEBKA  tarafından  finanse  edilen  ve  Eskişehir  Osmangazi  Üniversitesi 

tarafından  yürütülen  TR41‐12‐TT‐0009  numaralı  “Eskişehir  Somut  Olmayan  Kültürel  Miras 

Envanterinin Çıkarılması ve Turizme Kazandırılması Projesi” kapsamında gerçekleştirilmiştir. 

*

Yrd.  Doç.  Dr.,  Eskişehir  Osmangazi  Üniversitesi, ademkoc06@hotmail.com, 

ademkoc@ogu.edu.tr

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

483

Kırkkız  Dağı,  Türkmen  Dağı  ve  Resul  Baba  Tepesi  üçgeninde  oluşan  bölge  Eskişehir, 

Kütahya,  Afyon  arasında  önemli  bir  havzayı  oluşturmaktadır.  Özellikle  Seyit  Battal  Gazi  ve 

Sücaaddin  Veli  merkezli  çok  önemli  bir  yerleşim  ve  geçiş  yeri  olan  Eskişehir,  bu  yönüyle  de 

incelenmeye değerdir. (Koç, 2012)

Eskişehir’in demografik yoğunluğu Alevi‐Bektaşi inanış yapısına dayanmamakla birlikte 

ocak  yapılanışı  itibariyle  çeşitlilik  göstermesi  açısından  son  derece  önemlidir.  Bu  nedenle 

Eskişehir  sahasında  Alevilik‐Bektaşilik  üzerine  yapılacak  çalışmaların  bir  ayağı  Erzurum‐Kars 

yöresine  diğer  ayağı  da  Bulgaristan‐Deliorman,  Arnavutluk  ve Makedonya’ya  dayanmaktadır. 

Garip  Musa  ve  Sücaaddin  Veli  ocakları  ilde  ağırlığı  yani  talibi  en  fazla  olan  ocaklardır.  Garip 

Musa  Ocağı  birçok  ilde  ağırlığa  sahiptir.  Sücaaddin  Veli  Ocağı  ise  Türkiye’deki  birçok  il  ile 

bağlantısı  olmakla  birlikte  Balkanlardaki  Bektaşi  yapılanışında  belirleyici  konumdadır.  İl

merkezine  bağlı  Odunpazarı,  Tepebaşı  ilçeleri  ile  birlikte Alpu,  Mahmudiye,  Sarıcakaya, 

Seyitgazi  ilçelerinden  42  Alevi‐Bektaşi  köyü  23  ocağa  bağlı  taliplerden  oluşmaktadır.  İl 

merkezindeki Büyükdere, Emek, Gökmeydanı, Göztepe, Gültepe, Gündoğdu (Takkalı), Kurtuluş, 

Yıldıztepe  mahalleleri  de  kırsaldan  ve  diğer  illerden  (Diyarbakır,  Erzurum,  Erzincan,  Sivas, 

Tunceli gibi)  göç etmiş Alevi inançlı taliplerin yaşadığı yerlerdir. İl merkezinde bir adet olmak 

üzere Arslanbeyli (Sücaaddin), Avdan, Büyükyayla, Karatepe, Kaymazyaylası, Salihler, Yeşilyurt, 

Yörükkırka köylerinde ve Doğançayır beldesinde cem evi mevcuttur. Dedeler bu cem evlerinde 

taliplerinin hizmetlerini görmektedirler. 

Eskişehir’de Alevi‐Bektaşi inanç yapısına bağlı yaşayan taliplerin bulunduğu köyler:

Alpu: Göçeoğlu, Sarıkavak, Yayıklı (Koşmat)

Mahmudiye: Kaymazyayla, Topkaya, Yeşilyurt

Merkez‐Odunpazarı:  Akçakaya,  Aşağıçağlan,  Aşağılıca,  Avdan,  Ayvacık,  Gülpınar 

(Mamuca),  Harmandalı,  Karatepe,  Kargın,  Kayacık,  Kayapınar,  Kuyucak,  Musalar,  Sarısungur,  

Yahnikapan, Yenisofça, Yörükkırka, Yukarıçağlan, Yukarıkartal, 

Merkez‐Tepebaşı: Gündüzler, Karagözler, Kavacık

Sarıcakaya: Beyköy

Seyitgazi:  Akin,  Aslanbeyli,  Büyükdere,  Büyükyayla,  Çürüttüm,  Doğançayır  (Belde), 

Erikli, İkizoluk, Karacalık, Salihler, Yarbasan, Üçsaray, Şükranlı (Balören)

Eskişehir’de yaşayan Alevi‐Bektaşi inanç yapısındaki taliplerin bağlı olduğu ocaklar:

Garip  Musa  Sultan,  Ali  Koç  Baba,  Arzumanlı,  Baba  Mansur,  Cibali  Sultan,  Hacı  Ali 

Turabi, Hamza Şeyh (Şah Hamza), Hasan Dede, Hıdır Abdal, Hızır Samut, Hüseyin Gazi, Kızıldeli, 

Koçu  Baba,  Öksüz  Ali  Baba,  Pir  Ahmet  Efendi,  Pir  Sultan,  Seyyid  Battal  Gazi,  Seyyid  Cemal 

Sultan  (Kemal  Sultan),  Sultan  Söylemez,  Sucaeddin  Veli  (Şecaaddin  Veli),  Şah  Ahmet  Veli 

Sultan, Şah İbrahim Veli, Üryan Hızır1

Suyun Kutsallaşması ve Türk Kültüründe Suyun Önemi

İlkelden moderne bütün insanlık, totemden tanrıya varıncaya kadar güneş, ay, 

yıldız, ateş,  su,  toprak, ağaç, hayvan başta olmak üzere kutsal  saydığı kültlere büyük 

bir  saygı  duymuştur.  Bu  bağlamda  birçok  rit  veya  ritüeller  ortaya  çıkmıştır.  Kutların, 

kültlerin  devamı  için  adaklar  adanmış,  kurbanlar  verilmiş,  yaptırımlar  ve  kanunlar 

koyulmuştur. Uymayanlar cezalandırılmış, kutsala hoş görünmeye çalışılmıştır.

Kutsalın oluşumunda ilk çağlarda ne dine ne de tanrıya rastlamaktayız. İnanma 

ihtiyacından  dolayı  ortaya  çıktığını  görmekteyiz.  Belli  bir  bağlam  ve  koşulda  “kutsal” 

olan  başka  koşullarda  “kutsal”  olmayabilmektedir.  Kutsalın  ancak  totemik  yapıda 

                                                                  

1

Coşkun Kökel’in (2004) çalışmasıyla karşılaştırılmıştır.

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

484

anlaşılabileceğini  savunanlar  olsa  da  Pritchard  (1999:78‐79)  bunu  “mana”  ve  “büyü” 

diye adlandırmaktadır.

Kut,  kutsal,  kutsi  Latince’de  “sacrum”,  İngilizcede  “luck,  sacred,  holly” 

manasında  kullanılmaktadır.  Bu  kelimeler  Hint‐Avrupa  diline  ait  “sak”  kelimesinden 

türemiştir.  Arapça  “kuds”  kelimesi  bu  manada  mübareklik,  kudsilik,  nezafet,  pak 

olmak, noksanlardan uzak olmak olarak kullanılır. Türkçe’de “kut, kutluğ, ıduk, yagış” 

kutlu,  kutsal  bağlamında  çeşitli  kültler  için  kullanılan  terimlerdir.  Tanrı’ya  adanmış 

olan,  tanrısal  olan;  tapınılacak  olan  ve  yolunda  can  verilecek  kadar  sevilen,  kutsi, 

mukaddes anlamındadır.

Eliade,  (1991:7)  kutsalı  doğaüstü  gerçeğin  dünyamız  dışında  doğaüstü 

nesneler arasında ortaya çıkışı olarak değerlendirir.

Sular  sadece  ruhların  ve  kutsal  güçlerin  yeri  olarak  gösterilir.  Bazı  ruhlar  bir  göl,  bir 

nehir, ya da bir dağ olarak yaşayabilir. Daha geniş bir otorite kurmak isteyen birçok tanrı ayrı 

olarak  bahsedilebilir.    Tanrıların  sular  üzerinde  hüküm  sürdüğü  güçleri  daha  genel  bir  tarzda 

benzer  olarak  yaygındır.  Suyun  cinsellikle  birleştiğini  görmekteyiz.  Suları  erkek  ve  tarıma 

elverişli  toprakları dişidir. Birlikte onlar anne ve babadır. Yunan’da nehirler kesinlikle erkektir 

ve  fırtına ve yağmur  tanrıları gibi bir boğanın özelliklerine sahiptir. Hayati bir kural olarak, su 

insanların  hastalıklardan  korunmalarına  ve  ölümü  uzak  tutmalarına  izin  verir  (Rudhardt, 

1987:355‐356).

Su  iki  anlamlı  olabilir.  Sıvı  olarak,  saf  bir  yokluğu  ya  da  tanrılar  tarafından 

kullanılan şekilsiz bir maddeyi sembol eder. Olumlu bir işlevi yerine getirebilir. Yıkanır, 

çözülür ve temizlenir. İnsan yaşamında esas olarak ve bitkilerin büyümesi için gerekli 

olarak su, yaratıcı güce benzer olarak üretken ve hayat veren niteliği  temsil eder. Bu 

yüzden  ilahi  ve  kutsaldır.  Ayrıca  olumsuz  bir  rol  oynama  yeteneğine  de  sahiptir. 

Tanrılar  onun  dalgalarını  yıkıcı  güç  olarak  kullanırlar.  Kendi  içinde  aktif  olarak  ister 

kutsal  ister  canavar  gibi  olsun,  su  şeklini  aldığı  her  şeyi  aşındırır  ve  kendi  içindeki 

uyumsuzlukta  bu  üstünlükleri  imha  etmeye  yönelir.  Netice  itibariyle,  nehirler  ve 

denizler  bir  ülkenin  dış  hatlarını  çizmede  katkıda  bulunurlar,  bu  yüzden  suların 

bölünmesi  kozmik  düzeni tanımlamada  yardımcı  olur.  Bununla  birlikte  suyun  tasviri 

tek  anlamlı  değildir.  İçinde  şekil  aldığı  bütün  mitler  düşünülmeden  o  asla  tercüme 

edilemez (Rudhardt, 1987: 357‐358).

Gök‐Tanrı,  onun  niteliklerini  almadan  çok  evvel  dahi,  Allah’a  benzetilmiştir.  Gök‐

Tanrı’nın hayattaki uzantısı olan kut, tanrının lütfu oldu; onun emri olan yarlık, şefaat veya af 

oldu.  Paganizmin  tanrıları  veya  şeytanları,  cinlere  ve  perilere  benzetilir  veya  kültleri  bir  din 

ulusunun üzerine aktarıldı. Roux, Kitab‐ı Dede Korkut’ta bulunan dağ, su ve ağaçları kutsal üçlü 

olarak alır ve bunun Türk “paganizm”ini oluşturduğunu ve nedenle önemli bir eser olduğunu 

söyler (Roux, 1994 : 31‐32).

Iduk  “kutsal,  adanmış,  serbest  bırakılmış”  anlamındadır.  Bu  bağlamda  suyun 

kutsiyetiyle  Türklerde “ıduk  yer  sub”  ortaya  çıkmıştır.  Tengri  ile  beraber  hareket  eder.  Halkı 

korur,  tehlikeli anlarda  halkı  uyarırdı  (Roux,  1994 :111). Ögel,  (1995:315) Türk geleneklerinin 

kökünü  suyun  tuttuğunu  ve  her  şeyin  ona  dayandığını  belirtir.  Yeryüzündeki  canlılığın 

sağlanması  için  suya  ihtiyaç  vardır.  Bu  bağlamda  Göktürkler,  yer‐su  inanışına  büyük  önem 

vermişlerdir.  Onu  kutlulaştırmışlar  ve  ona  kişilik  vermişlerdir.  “Tanrı  türkün  yeri  ve  suyu 

sahipsiz  kalmasın  diye”,  Kağanları,  Türk  milletinin  üzerine  getirip  koyuyordu.  İyi  vazife 

yapmayanları Yer ve su’lar cezalandırıyor. Bu “vatan” ve “devlet anlayışı”nı göstermektedir.

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

485

Divanü Lugat‐it Türk’te de çeşitli Türk havzasında su ilgili inanışlara rastlarız. “yat” bir 

tür  Kamlıktır.  Belli  taşlarla  yapılır.  Böylelikle  yağmur ve  kar  yağdırılır,  rüzgar  estirilir.  Kaşgarlı 

Mahmud,  Yağma  ülkesinde  şahit  olduğu  bir  olayı  anlatır:  Yaz  mevsiminde  yangın  çıkar.  Bu 

şekilde  kar  yağdırılır  ve  yangın  söndürülür.  (Atalay,  1992:3)  Yağmur  yağdırmak  mesleği  olan 

Kara Nogoy Camgırçı’dan Manas Destan’nda bahsedilmektedir. Fakat mesleğini nasıl icra ettiği 

hakkında  bilgi  yoktur.  İsmi,  taşıyla  yağmur  yağdıran  anlamındadır  (Yıldız,  1995:542,  R.7/30). 

“Yul” kelimesi  pınar,  su  kaynağı  olarak  kullanılırdı  (Atalay,  1992:4).  “Suw” kelimesi  su 

anlamındadır. “Suw birmeske süt bir = su vermeyene süt ver”. “Sana kötülük edene sen iyilik et, 

çünkü senin iyiliğin onu sana köle yapar.”  şeklinde nasihatler verilir (Atalay, 1992: 129). 

Dede  Korkut  Kitabı’nda  bulunan  Oğuznameler’de  de  su  ile  ilgili  inanmalara 

rastlamaktayız.  Boğaç Han’ın annesi adak verirken  “Kuru kuru  çaylara  su  saldum” der  (Ergin, 

1997:  87).  Oğlunun  kaybolduğunu  duyan  anne  “  Akar  senün  sularun  Kazılık  Tağı/  Akar  iken 

akmaz  olsun”  diye  beddua  eder  (Ergin,  1997:89).  Aynı  destanın  sonunda  Dede  Korkut 

Oğuznamesini düzerken “Kaba ağacun kesilmesün, kamın akan görklü suyun kurımasun” diye 

dua eder (Ergin, 1997: 94). Deli Dumrul hanımından can dilemeye gittiğinde hanımı ona canını 

vermek  ister.  Deli  Dumrul  bütün  mal  varlığının  kendisine  helal  olduğunu söyler.  Yeniden 

evlenebileceğini de söylediğinde hanımı kocasına:

Karşu yatan kara tağları

Senden sonra men neylerem

Yaylar olsam menüm gorum olsun

Sovuk sovuk sularun

İçer olsam menüm kanum olsun (Ergin, 1997:183) diyerek ona olan sadakatini belirtir.

Kutadgu Bilig’de su kutsal sayılmış ve bilgiyle beraber kullanılmıştır:

Bilgilinin sözü yer için su gibidir,

Suyunu akıtırsa yerde nimet biter.

Biligsiz kişinin gönlü kum(sal) gibidir,

Irmak girse dolmaz, ot, yem bitmez. (Dilaçar, 1995:102)

Yine beylerin sözleri ve nasihatler suya benzetilmiştir:

Kişinin gönlü bir bahçedir, onu yaşatan su,

Beylerin sözü ile iyi savlarıdır. (Dilaçar, 1995:113)

Manas  Destan’ında  büyü,  sihir,  tılsım  ile  ilgili  olarak  çok  az  bahis  geçmektedir. 

Kanıkey’in  kargışın  tutmaması  için,  eşine  tavsiyesi,  beddua  eden  Akılay’ın  evine  gidip,  sarı 

suyunu  –idrarını‐  dökmesidir  (Yıldız,  1995:278).  Er  Töştük  yer  altına  iner  ve  dört  Mamit’e 

rastlar.  Bunların  her  biri  olağanüstü  güçlere  sahiptir.  Bunlardan  biri  geyikten  hızlı  koşar,  biri 

yeri  dinler,  biri  uzağı  görür  ve  biri  de  denizleri  içebilir.  Yer  altının  hakimi  Kök‐döö,  yedi  başlı 

cadıdır. Er Töştük’ün atının suyun dibinden çıkardığı “Kazan” ile öldürülür. (Boratav, 1995:252‐

253)

Ev  ve  kentlerin  sulak  yerlerde  kurulması  arkasından  suya  olan  saygıyı  getirmiştir. 

Onlar, “Baba evinin suları”dır. Bu çok eski Türk inanışları, Anadolu’da çeşitli şekillerde görülür. 

Kuzey  Türklerinde  “koca  evine  gelen  geline,  kocanın  evine  ait  akarsular  ile  kaynaklar 

gösterilirdi. Koca kütüğüne geçmiş olan gelin, sulara çeşitli saçılar yaparak, saygıda bulunurdu” 

(Ögel,  1995:316).  Ankara’nın  Elmadağ  ilçesinde  evlenen  kız  koca  evine  gireceği  zaman  kapı 

önüne  konulmuş  su  dolu  testiyi  ayağıyla  teperek  kırar.  Bu,  testi  içine  hapsedilen  suyun  ıduk 

bağlamında özgür bırakılması, evliliğin su gibi temiz ve bereketli olması anlamındadır.

Su,  mağarada  cereyan  eden  çok  sayıdaki  efsanede  söz  konusu  edilir.  Ayrıca  ağaca 

dayandırılan  efsanelerde  de  su  vardır.  Nehir  ağızlarından,  bir  gölün  ortasından,  bir  denizin 

geçilmesinden  söz  edilir.  Kökleri  altından  “sonsuz  bir  dalga  yükselir”,  gıdasını  sudan  alır.  Bir 

Altay metni şöyle anlatır: “bir insanın doğması gerektiğinde, Bay Ülgen oğluna bir emir verir ve 

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

486

oğlu bu emri yerine getirir. Ataların isteği üzerine doğum yapma işini bir meleğe aktarır ve bu 

melek  hayati  gücünü  bir  gölden  alır,  yeni  doğanı  yanına  getirtir,  tüm  yaşamı  boyunca  ona 

yardım eder”. Çağdaş öykülerde su yerini süte bırakır. Çeşitli dinlerde, erkil rol oynayan içinde 

tohum  barındıran  suya  büyük  önem  verilmektedir.  Efsanelerde,  bir  genç  kadın  tarafından 

yutulan bir damla su veya bir dolu  tanesi onu hamile bırakabilir. Alevi‐Bektaşi inancında, ab‐ı 

hayatı içen kişi sonsuzluğa erebilir. Mezarın bir su yolu veya kaynağa yakın olması tekrar dirilişe 

yardımcı olur (Roux, 1994: 145‐146).

Tahtacılar arasında içine cin girmiş veya cin çarpmış kimseleri, delileri iyi etmek için bir 

suya  kurban  kesilir  (Yörükân,  1998:  254).  Bu  inanış  Anadolu’nun  birçok  yerinde 

yaşatılmaktadır.  Yüzyıllardır  Türk  inanışında  su  başında  kurban  kesme,  and içme,  elini  kana 

bulama inanışı vardır (Ögel, 1995:330).

Eskişehir Türkmen Alevilerinde Suyla İlgili İnanış ve Uygulamalar:

Eskişehir Alevi‐Bektaşi inanç yapısı üzerine yaptığımız çalışmalar sırasında Odunpazarı, 

Tepebaşı, Alpu, Mahmudiye, Sarıcakaya, Seyitgazi ilçelerine bağlı 42 köy ve il merkezindeki 8 

mahallede 23 ocağa bağlı Alevi‐Bektaşi inanç yapısına bağlı taliplerin yaşadığı tespit edilmiştir. 

Ancak  bu  çalışma,  bölgenin  tamamını  kapsamamakla  birlikte  il  merkezindeki  cem  evinde, 

Avdan, Yörükkırka, Arslanbeyli köylerinde ayin‐i cemlere girilmiş, Garip Musa, Hüseyin Gazi, Pir 

Ahmet, Hıdır  Abdal,  Sücaeddin  Veli,  Kemal  Sultan, Öksüz  Ali  Baba,  Ali  Koç  Baba  (Erdebilliler) 

ocaklarının  dedeleri  ve  talipleriyle  görüşmeler  yapılmış,  suyla  bağlantılı  olarak  ayn‐i  cem, 

muharrem  ayı,  tekke‐türbe‐ziyaret  ritüelleri  gözlemlenmiştir.  Bu  üç  nokta  çalışmamızın 

temelini oluşturacaktır.

“Yol bir, sürek bin bir” düsturunca uygulamada farklılıklar arz etse de Alevi‐Bektaşilik 

içerisinde  temel  ritüel  olarak  ayin‐i  cem  ritüellerini  görmekteyiz.  Ayn‐i  cem  ritüelleri  ikrar, 

görgü,  dar, müsahiplik  ritüellerinden  oluşmaktadır.  Bu ayin‐i  cemler  ise  on  iki  hizmet2

(on  iki 

imam  hizmeti)  üzerinden  yürütülmektedir.  Ayin‐i  cemler,  Alevi‐Bektaşi  inanç  ritüellerinin 

toplamıdır.  Çeşitli  ocaklara  bağlı  olarak  isimleri  farklılık  gösterse  de  Eskişehir  Alevi‐Bektaşi 

inanç yapısı içinde ayin‐i cemlerde görülen ritüeller şu şekilde sıralanabilir:

“Eşik niyazı, küskün‐dargın sorgusu  (Abdal Musa),  tövbe  (estağfurallah), çerağ  (delil), 

car  (süpürge),  Selman  suyu  (ibrik),  el  suyu,  sır  suyu,  yürek/böğrek,  seccade,  görgü,  ikrar, 

dardan indirme, mihraçlama, kırklar semahı, tevhit, istek semahlar, hizmet bağlama ve garipler 

semahı, saki (şerbet), can baş lokması, ağız tatlılığı, sakka suyu, kurban, sofra”

Alevi‐Bektaşi  ayin‐i  cemlerini  baştan  sona  aktarmak  çalışmamızın  sınırlarını 

aşacağından  sadece  suyla  bağlantılı  ritüelleri  aktaracağız.  Alevi‐Bektaşi  inanç  sistemi  içinde 

ritüellerin  gönülden  inanılarak  ve  saygı  içinde  yapılması  çok  önemlidir.  Bu  nedenle  dede 

karşısında darda durmak (Mansur darı, Fazlı darı, Nesimi darı ve Fatma darı) saygı göstermenin 

delilidir.

                                                                  

2

Örneğin Garip Musa  ocağına  bağlı  taliplerin  yaşadığı Mahmudiye’ye  bağlı Topkaya, 

Yeşilyurt gibi köylerde on iki imam hizmeti şu sırayla yürütülür: Car‐Post‐Lokma Sahibi‐Selman 

Suyu‐Yürek  Böğrek‐Niyaz/Meze‐Üç  Düvaz‐ı  İmam‐Üç  Bacı‐Büyük  Dua  (Cem  birleme)‐

Mihraçlama (Geldi Cebrail Çağırdı)‐Garipler semahı‐Sakka suyu

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

487

Fatma Dârı:

Bir  gün  Peygamber  Efendimiz, 

torunlarıyla  ilgilenirken  onlardan  su  ister.  İki 

kardeş Hasan ile Hüseyin yarışa  başlar. Hüseyin 

su  getirirken  hızlıca  koşarken  sol  ayağının 

başparmağını taşa vurur, kanatır. Dedesine suyu 

getirir.  Dedesinin  suyunu  içmesini  beklerken, 

kanayan  ayağını  göstermemek  ve  dedesi  Hz. 

Muhammed’i  üzmemek  için  sağ  ayağıyla  sol 

ayağını  mühürler.  Bugün  dört  dârdan  biri  olan 

Fatma  Dârı  ile  adlandırılan  dar  bu  anıyı 

yaşatmak  için  devam  ettirilir.  (K.1)  (Bozkurt 

2009: 106) Bu nedenle dede huzurunda sol ayak 

başparmağının  üzerine  sağ  ayağın  başparmağı 

konulur eller göğüste bağlanarak ayakta durulur. 

Resim‐1:  Avdan köyü  cem  evi,  Car 

hizmetinden sonra hizmetçi Fatma darında

Hz.  Fatıma’nın  doğumu  ve  Hz.  Ali  ile 

evliliğiyle  Hz.  Muhammed’in  ve  peygamber 

soyunun  devamının  sağlanması  Miraç  olayıyla 

birleştirilir.  Hz.  Peygamber  Miraç’ta  Cebrail’in 

cennetten  getirdiği  bir  elmayı  yer  ve  evine 

döndüğünde  Hz.  Hatice  ile  bir  araya  gelir.  Hz. 

Hatice,  Fatıma’ya  hamile  kalır.  Evde  yalnızken 

Fatıma  ile  konuşur.  Fatıma,  “kesilmiş,  ayrılmış” 

anlamındadır  ve  bu  soydan  gelenler  cehennem  ateşinden  arındırılmıştır.  Hayız  görmez  ve 

tertemizdir. Bu nedenle Hz. Ali ve Hz. Fatıma peygamber soyunun devamını sağlamıştır. On iki 

imamlar  ve  sonra  gelen  dedeler  bu  soydan  kabul  edilir.  (K.  1)  Bu  nedenle  kutsal  bir  suyla 

hamile kalan Hz. Hatice ve ondan gelen Hz. Fatıma ile kutlu yol secereye bağlanmıştır. Dedeler 

bu nedenle maddi ve manevi anlamda çok önemli bir makama sahiptir.

Selman Suyu (İbrik) Ritüeli:

Bu  hizmet  Avdan  köyünde  Sücaeddin  Veli,  Pir  Ahmet  Efendi,  Kemal  Sultan,  Hüseyin 

Gazi  ocaklarının  dedelerinin  bir  arada  gerçekleştirdikleri  ayn‐i  cemden  örnek  alınarak 

sunulacaktır.

Ayn‐i  cemlerde  car  (süpürge)  hizmeti  görülüp  meydan  temizlendikten  sonra  yapılan 

hizmet  Selman  suyu  (ibrik)  ritüelidir.  Bir  erkek  ve  bir  bacı tarafından  yerine  getirilen  hizmet 

sembolik  olarak  abdest  yani  tarikat  abdestidir.  Bu  hizmetleri  yerine  getiren  canlar  ikrarlıdır. 

Burada  belirtmek  gerekir  ki  ayn‐i  cemlere  katılan  tüm  canlar  şeriat  abdesti  alarak  ceme 

girerler. Selman suyu cem sırasında sembolik olarak alınan bir abdesttir. Cemden önce küskün‐

dargın sorgusundan geçen canlar manevi olarak iç temizliğin yapar ve abdest ile de dış temizliği 

sağlarlar. Er kişinin elinde ibrik ve leğen, bacının elinde ise havlu vardır. Meydanda oluşturulan 

kırklar halkasına dededen başlayarak su gezdirilir ve erin arkasından bacı havlu tutar. “Destur 

pirim!” dedikten sonra şu duvazı okuyarak hizmeti yerine getirir:

“Bari hüda birliğini seversen

Ol Muhammed Mustafa’ya bağışla bizi

Farz oldu Resul’ün hakkında beyan

Aliyel Mürtezaya bağışla bizi

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

488

1.imamımız Şah‐ı Vilayet

2.imamımız Hasan’a okunur ayet

3.imam Hüseyinden ola hidayet

4.imam Zeynel’e bağışla bizi

5.imam Bakır 

6.imam Cafer Sadık

7.imam ol Musayi Kazım

8.imam Ali Rıza’ya bağışla bizi

9.imam Muhammed Tagı

10.imam Aliyyel Nagi

11.imam Hasan Ali Asgeri 

12.imam Hatayı Mehdiye bağışla bizi”

Resim‐2: Avdan köyü Selman suyu (ibrik) ritüeli

Halka dolaşıldıktan sonra meydanda dururlar. Birbirlerine de su döktükten sonra:

“Bişmişah Allah Allah! 

Ben Gulami Haydariyem. Adudan etmem Hayfu pak. 

Çünkü bu hizmette üstattır bize Salman‐ı Pak.

Resim‐3: Selman Suyu (K.2, K.3)

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

489

Bercemali  Muhammed,  kemal  İmam  Hasan,  İmam  Hüseyin,  İmam  Ali’yi  bir  bilenler 

versin  Muhammed'e  candan  salavat.  Allahumme  salli  alâ  seyyidina  Muhammed  ve  alâ  Ali 

seyyidina Muhammed.” (K.2, K.3)

dedikten sonra dede de onlara dua verir:           

“Allah  Allah,  hizmetiniz  kabul  muradınız  hasıl  olsun.  Cümle  evliya,  enbiya,  nebi, 

Horasan  pirleri,  daim  erenlerin  himmetleri  üzerinize  hazır  nazır  olsun.  Selman‐ı  Pak 

hazretlerinin hidayeti üzerinize olsun, hizmetiniz kabul olsun, gerçekler demine devranına hü!”

Bu hizmetten sonra tekbirlerle çerağ (delil) uyandırılır.

Sır Suyu Ritüeli:

Sır suyu ritüeli, Eskişehir yöresinde Hacı Ali Turabi ocaklarının uyguladığı bir ritüeldir. 

Sır suyu ritüeli ile sunulan sırsuyu insanın içsel arınmasını temsil etmektedir. Salavat getirerek 

bacı su dolu kabı ve boş kabı dedenin huzuruna getirir ve suyu boş kaba doldurur. Dede suyu 

içer.  Dedenin  yanındakiler  de  suyu  içer  ve  serçe  parmaklarını  suya  batırır.  Bacı  suyu  alır ve 

dedenin  yanındaki  ocaklığa  gaip  erenler  hatırına  üç  defa  su  atar.  Bacı  sonra  ocaklığın  diğer 

tarafındaki  rehber  postuna  gider,  sır  suyunu  oraya  ve  halkanın  tamamına  sunar.  Sunum 

sırasında dede ve yanındakiler dualama yaparlar. En son kabı dedeye getirince dede kabı alır ve 

sır suyu hizmetini gören bacıya da sudan içirir. Sır suyu hizmetini gören sonra meydana çıkar ve 

dede duayı verdikten sonra hizmet biter.

İkrar Ritüeli ve Şerbet:

Evli bir çiftin Aleviliğe girişi 

ve ocağa talip oluşu ikrar ritüeli ile 

yapılır.  İkrar  ritüeli  rehberin 

(meydancı)  yönlendirmesiyle 

tarikata  bir  koç  getirir  gibi  yapılır. 

Talipler  meydana  dedenin 

huzuruna  getirir  ve  dede  gönül 

rızalığı  ile  ve  diğer  canların 

şahitliğiyle  dualayarak  talipleri 

tarikata  bağlar.  Bir  bardak  şekerli 

suyu  cennetten  gelen  Kevser  suyu 

niyetine  dualayarak  taliplere  içirir. 

Bir  örtü altına alarak  tarıktan veya 

pençeden  geçirerek  erkanı 

tamamlar. 

Resim‐4: Avdan köyü cem 

evi, ikrar ritüeli ve şerbet

Saki (Şerbet) Ritüeli ve Dolu:

Alevi‐Bektaşi ayin‐i cemlerinde yer alan on iki hizmetten biri de saki hizmetidir. Ayin‐i 

cemlerde  saki  hizmetine,  şerbet  hizmeti  de  denir.  Şekerli  su  veya  meyve  suyu  da  olabilen 

şerbet ayin‐i cemde toplanan herkese ikram edilir. Hizmet sırasında dede şerbeti ister. Hizmet 

edecek can  şerbet  dolu  kabı  alarak  meydana  gelir.  Dede  gülbengini  okuduktan  sonra  şerbet 

dağıtılır,  dağıtım  işi  bittikten  sonra  hizmetli  tekrar  meydanda  dara  durur.  Canlardan  helallik 

ister,  çünkü  eşit  dağıtım  gerçekleşmemiş  olabilir.  Topluluk  “Allah,  eyvallah!” dedikten  sonra 

dede dua verdikten sonra hizmetli meydandan ayrılır.

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

490

Resim‐5: Avdan köyü cem evi, Sakka suyu ritüeli 

Salihler  köyünde  Erdebil  süreğini  sürenler  Ali  Koç  Baba  taliplerinde  dolu  hizmeti 

vardır.  Musahip  cemine  sadece  musahipliler  girebilmektedir.  Eşli  olarak  musahip 

olunabilmektedir,  eşi  ölenler  de  musahiplikten  düşer  ve  yine  ceme  giremezler.  Cem  için 

toplanıldığında yemek yenir, yemekten sonra Kur’an‐ı Kerim okunur. Ardından hizmet başlar. 

Dolu  hizmeti  yapılır.  Dualar  ve  gülbanklardan  sonra  dolu  hizmetinde  şerbet  dağıtılır.  Dolu 

hizmeti  sırasıyla  Muhammed  Ali  dolusu,  üçlerin  dolusu,  yedilerin  dolusu,  on  iki  imamların 

dolusu,  kırkların  dolusu  ve  sunaların  (Hakk’ın  evliya  kulları)  dolusu  şeklindedir.  Altı  kez 

aşamada  dolu  hizmeti  gerçekleşir.  Her  birinde  şerbeti  dağıtan  bacı  hangi  doluyu  verdiğini 

şerbeti alana söyler. Şerbeti alan da dolunun niteliğine göre:  

“Eyvallah erenler hü

Üzerimize geldi (sunaların) dolusu

(Sunaların) dolusunu içelim (sunaların) aşkına

Muhabbetimiz  aşkına” der.  Yanındakiler  “Aşk  olsun!” der.  Üç  yudumda  şerbeti  içer. 

Şerbeti  dağıtan  bacı  içen  kendisinden  büyükse  elini  öper,  küçükse  elini öptürür.  Bardağı  alıp 

geçer.  Sonra  şerbeti  içen  yanındaki  üç  kişiyle  sefalaşır.  Şerbeti  dağıtan  geçmeden  sefalaşma 

yapılmaz.  Sefalaşanlar  elleriyle  tokalaşıp  bir  kere  omuzlarına  çapraz  gelecek  şekilde 

niyazlaşırlar. 

Sakka Suyu Ritüeli:

Alevi‐Bektaşi ayin‐i cemlerindeki bir başka hizmet sakka suyu ritüelidir. Hz. Hüseyin’in 

Kerbela’da  susuz  şehit  oluşunun  anısına  cemdeki  tüm  canlara  sunulur.  Sakka  hizmeti 

görecekler ellerinde sularla meydanda durur ve biri şu duayı okur:

“Tüm canlıları sudan yarattın, Allah her isteyen şifa ver! Selamullah ya İmam Hüseyin, 

ve ala Ali İmam Hüseyin!”

“Lütfuna muhtacız, eyle ihsan ya Hüseyin

Derdimize senden derman, eyle derman ya Hüseyin

Gayrıya muhtac eyleme sevenleri el‐aman 

Sen medet kıl bizlere her dem ya Hüseyin

Yüzbin kere lanet olsun o sapıtmış güruha

Ahdı bozup şehit kıldılar, onlar seni ya Hüseyin

Güzel ismin hakkı için zikredeni darda koyma

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

491

Esenlik ver yaşlı gözle ağlayana ya Hüseyin

İznin ile su getirdim aşkına vermek için 

Aşkınla içenlere kıl ab‐i hayat ya Hüseyin

“Bercemali Muhammed, Kemal‐i İmam Hasan, 

Şah Hüseyin, Ali‐ra Ehlibeyitine salavat ”

Dedeye suyu götürmeden önce:

“Geçmisiz biz can‐ü baştan erenler aşkına 

Can gözü dem‐be‐dem Hakk'ı görenler aşkına

Kerbela'da su su diye can verenler aşkına 

Gözüm yaşın sebil ettim için İmam Hüseyin aşkına

Aşk olsun içenlere, rahmet göçenlere, lanet 

Yezid'e”  der.  “Ve  sekahül  rabbehüm  şaraben 

tahura!” (İnsan  Suresi:  21)  söyleyerek  dualar  ve 

“Kerem  ya  Ali  sakka  Hüseyin,  kerem  ya  Ali  sakka 

Hüseyin,  kerem  ya  Allah,  ya Muhammed,  ya  Ali!”

diyerek  suyu  dedeye  teslim  eder.  Dede  suyu 

dualadıktan  sonra  “Mürşit  parmağını  suya  daldırdı, 

bir katresi bin şeytan öldürdü.” der ve kabın etrafını 

dede üç kere “Sakkahüm ya Hüseyin” diyerek niyaz 

ederek  mühürler.  Birden  fazla  kapta  su varsa 

birbirine  karıştırılır. Dede  ya  da  dedeler  suyu  ayin‐i 

cemde hazır bulunanlara göstererek içerler ve diğer 

canlara da su dağıtılır. Bu esnada mersiyeler okunur. 

Mersiye  bittikten  sonra  sakka  suyunu  dağıtan 

hizmetli  “Selamullah  ya  Hüseyin!”  diyerek  sudan 

avuç avuç ayin‐i cemde bulananların üzerine serper, 

onlar  da  ellerini  açarak  sudan  almaya  çalışır  ve 

yüzlerine  sürerler.  Bu  Hz.  Hüseyin’nin  acısını 

paylaşmak  ve  onun  şefaatine  nail  olabilmek  için 

yapılır.  Hizmet  bittikten  sonra  su  dağıtımında 

yardımcı olanlar  meydanda  dara  dururlar  ve  dede 

dualadıktan sonra hizmet sona erer.

Resim‐6  :  Sakka  suyu  ritüeli  sonunda 

“Selamullah Ya Hüseyin! Kıl şefaat ya Hüseyin!”

Muharrem ve Su

Alevi‐Bektaşi inanç sistemi içinde Kerbela’da Hz. Hüseyin ve 72 kişinin şehit edilmesi 

nedeniyle 1 Muharremden itibaren 12 gün oruç tutulur. Muharrem ayı gelmeden önce 3 gün 

de Ebu Müslim orucu tutulur. Toplamda 15 gün oruç tutulur. Muharrem ayının 10. günü aşure 

pişirilir.  12.  gün  ise  Zeynel  Abidin’in  Kerbela’dan  sağ  kurtuluşu  nedeniyle  kurban  kesilir.  Bu 

oruç  sırasında  su  (saf  su)  mümkün  olduğu  kadar  az  kullanılır.  15  gün  boyunca  Hz.  Hüseyin 

anısına su içilmez ya da çok az içilir. Rahatsızlığı olanlar başka gıdalarla su ihtiyacını karşılamaya 

çalışır.  Eskişehir’deki  Alevi‐Bektaşi  inançlı  canlar  her  akşam  cem  evinde  toplanıp  Muharrem 

yası  (matem)  tutarlar  ve  mersiyeler  okurlar,  “Vah  Hüseyin”  çekerler,  Hz.  Hüseyin  aşkına  göz 

yaşı  dökerler.  Alevi  canlar  arasında  “Hz.  Hüseyin  aşkına  bir  damla  göz  yaşı  döken  canı 

cehennem ateşi yakmaz.” İnanışı çok hakimdir ve bu ritüellerin uygulanışına sıkı sıkıya bağlığın 

temel noktasını oluşturur. Muharrem orucu tutulurken düğün, eğlence vb. yapılmaz. Bir canlıya 

kıyılmaz, et yenilmez.

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

492

Kerbela Acısı

Kerbela üstünde kara bir duman

Kâfir Yezit’te yok din ile iman

Ehlibeyt çölde halleri yaman

Yetiş Şah‐ı Merdan nerdesin nerde

Kerbela çölünde Hüseyin darda

Kerbela çölünde kurulmuş çadır

Ehlibeyt yasta bu zulüm nedir

Yezit baş kesmeye orada hazır

Yetiş Şah‐ı Merdan nerdesin nerde

Kerbela çölünde Hüseyin darda

Bent vurdu kestiler Fırat suyunu 

Yezit kesmek ister Ali soyunu

Darda kalmış Muhammed’in torunu 

Tanrı’nın aslanı nerdesin nerde

Kerbela çölünde Hüseyin darda

Yetmiş iki kişiyile harbe girişti

Ehlibeytin yaşı kana karıştı

Hür şehit de geldi Hüseyin’e kavuştu

Eli Zülfikarlım nerdesin nerde

Kerbela çölünde Hüseyin darda

Duymazsın feryadı nerdesin nerde

Yoksa harpte misin Yemen’de çölde

Kerbela çölünde Hüseyin darda

Yetiş Şah‐ı Merdan nerdesin nerde 

Kerbela çölünde Abbas’ın darda

Duymadın mı torunlarının sesini 

Yetiş de sil gözlerinin yaşını

Yezit kesmek ister senin neslini

Eli Zülfikarlım nerdesin nerde

Kerbela çölünde Kasım’ın darda

Abbas’ım gidiyor su alsın diye

Kâfirler kolların kestiler niye

Ali Asker ağlıyor su diye diye

Zülfikar sahibi nerdesin nerde

Kerbela çölünde Hüseyin darda

Zeynep, Ümmü Gülsüm, Şeriban ağlar

Yas tutmuş başına karalar bağlar

Fatma Ana’m duymuş ciğerin dağlar

Nerdesin Şah‐ı Merdan nerdesin nerde 

Kerbela çölünde Hüseyin darda

Gaybdasın kandildesin sırdasın 

Ayanda gezersin göze perdesin

Torunlar ağlaşır dede nerdesin

Yetiş Şah‐ı Merdan nerdesin nerde

Kerbela çölünde Hüseyin darda

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

493

Yüzünü bürümüş kudretin nuru

Susuz şehit oldu içmedi suyu

Haydar‐ı Kerrar’ın en küçük oğlu

Yetiş Şahı Merdan nerdesin nerde 

Kerbela çölünde Hüseyin darda

Kerbela üstünü bürümüş duman

Ehlibeyt susuz halleri yaman

Yetiş Şah‐ı Merdan zaman bu zaman

Tanrı’nın aslanı nerdesin nerde

Kerbela çölünde Hüseyin darda

Zehra’yım dayanmam böyle yaraya

Her gün ağlıyorum bahtı karaya

Kimler haber vermiş Fatma Ana’ya 

Tanrı’nın aslanı nerdesin nerde

Kerbela çölünde Hüseyin darda (K.1)

Ziyaret Fenomeni ve Yağmur Duası:

Eskişehir Aleviliği içinde ziyaret kültünün çok önemli bir yeri vardır. Bölgede özellikle 

Seyyid Battal Gazi, Sucaeddin Veli, Üryan Baba, Melikgazi (Doğançayır), Kırk Kızlar, Evsim‐Ersin 

Baba, Pir Ahmet Kalburcu, Karakuz Tekke (Sobran), Türkmen Baba, Kemal Sultan, Hüseyin Gazi 

gibi  birçok  ziyaret  yeri  vardır.  Buralarla  ilgili  birçok  inanış,  uygulama,  efsane  ve  memorata 

rastlamak mümkündür. Bu türbe, tekke ve ziyaret yerleri özellikle Nevruz, Hıdırellez ve yağmur 

dualarının olduğu dönemlerde tek tek ziyaret edilmektedir. Kurbanlar kesilmekte, toplu dualar 

edilmekte, semahlar dönülüp yemekler yenmektedir. Her kişinin yemekten yemesine özellikle 

dikkat edilmektedir.

Resim‐7: Kırkkız Dağı‐Doğançayır 31.10.2013  (Kırkkız ve Kırk oğlan  ziyareti ve dilek 

ağacı K.13)

Sücaeddin Veli’nin Kerameti:

Osmanlı  ordusunda  komutan  olan  Demirtaş  Paşa,  askerleriyle  sefer  sırasında  yolu 

Sücaeddin  Köyü’ne  düşer,  köyde  konaklamak  ister.  Sücaeddin  Veli,  kendisinden  himmet 

isteyen  Demirtaş  Paşa’ya  yardım  eder.  Demirtaş  Paşa,  Sücaeddin  Veli’yi  ve  dergahını  fakir 

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

494

zannedip  hayıflanırken  Sücaeddin  Veli  onu  gezinmeye  çıkarır.  Çayırlık’a  geldiklerinde  Veli, 

asasını yere vurur ve  suyla birlikte arpa çıkar. Bunlara atlarına verir. Biraz daha ileride  tekrar 

asasını  vurduğunda  suyla  birlikte  su  akar.  Bunu  da  askerlere  verir. Şimdi  bu  çeşmenin  adı 

Balpınarı’dır. Aynı kaynaktan gelmesine rağmen kurnalardan biri daha koyu renkte akmaktadır. 

Şu an kapalı mekân haline getirilmiştir. 

Demirtaş  Paşa  hayvanlara  ve  askerlere  de  şifa  ister.  Veli,  arpa  ile  akan  suyun  şifalı 

olduğunu, burada banyo yapılmasını söyler. Şimdi burası da “Sıtma suyu” olarak bilinmektedir.

Seyit Sultan Sücaeddin Veli’nin köyde yedi sene dua ettiği ve kerametlerine rastlandığı 

yer vardır. Buruda çileli günler geçirdiği için buranın adı “Çille hane” olmuştur.

“Köyde  yeterince  su  yoktur.  yedi  sene  ibadet  eden  Seyit  Sultan  Sücaeddin  Veli  elini 

kıbleye uzatarak: Gel, ya mübarek su.” diye emretmesiyle başparmak hizasından su gelmiştir. 

Köyde kullanılan su buradan gelmektedir. (K.8)

Resim‐11: 

Arslanbeyli  (Sücaeddin 

Veli)  köyündeki  sıtma 

suyu

Sücaeddin 

Veli’nin  kendi 

türbesinin  içinde 

kabrinde ayak ucunun sağında çocuğunun da makamı vardır. Çocuğu olmayan kadınlar burayı 

ziyaret  ederler  ve  anabacının  (dedenin  hanımı)  eşliğinde  Şücaeddin  Veli’nin  kabri  etrafında 

yedi defa dönerler. Sonra örtünün altından kadın göğsünün ucunu bu makamdaki küçük deliğe 

tutar.  Kadın  göğsünün  tutulduğunu  hissederse  çocuğunun  olacağına  hissetmezse  çocuğunun 

olmayacağına inanır ve anabacının verdiği suyu içerek oradan ayrılır. (K.3) Bölgeden birçok kişi 

buradan  çocuk  sahibi  olunduğuna  kesin  olarak  inanmaktadır.  Bu  uygulamaları  yapıp  çocuk 

sahibi olanlara da rastlanabilmektedir.

Resim‐9‐10: Sücaeddin Veli’nin ve çocuğunun makamı, Arslanbeyli köyü 31.10.2013

Evsim Baba ve Yağmur Duası:

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

495

Evsim  ve  Ersin  Baba’nın  Seyit  Battalgazi’nin  uç  beyleri  olduğu  inancı  hâkimdir. 

Mucizeleriyle buraya gelmişlerdir. Seyit Battalgazi bir keramet ister, onlarda iki üç adımda bu 

dağa ulaşırlar: “Ersin ersin!” denildiği için bu şekilde isim konulduğu düşünülmektedir. (K.2) Bu 

ziyareti Eskişehir civarında sadece Yörükkırka köyü halkı yapmaktadır. Yörükkırka köyü tamamı 

Alevi inançlıdır. Köyde Pir Ahmet ve Sücaeddin Veli ocaklarının talipleri yaşamaktadır. Çamlıca 

köyünden Türkmen dağına doğru tırmanıldığında 1623 metre yükseklikte Evsim ve Ersin Baba 

tekkelerine  ulaşılmaktadır.  Bu  tekkelerin  aşağısındaki  düzlükte  etkinlikler  düzenlenmektedir. 

Her  yıl  haziran  ayının  son  haftasında  sadece  Yörükkırka  köyü  halkı  Evsim  ve  Ersin  Baba’yı 

ziyaret etmekte ve yağmur duası yapmaktadırlar. Evsim Baba ziyareti; konaklama, Evsim Baba 

ziyareti,  yağmur  duası,  kurban  dualama  ve  tığlama,  şenlik,  semah  ve  sofra  gibi  ritüellerden 

oluşmaktadır. Köy halkı dağda konaklamakta ve ziyaret bu şekilde 3‐5 gün sürmektedir. Evsim 

Baba ziyaretinde köy halkı, Eskişehir il merkezinden ve şehir dışından gelenler, hatta yıllık iznini 

bu tarihe göre ayarlayıp yurt dışından bile ziyarete katılanlar bulunmaktadır. Ziyaret sırasında 

hasta  çocuklarını  buraya  getirip  burada  konaklayanlar  ve  Evsim  Baba  ziyaretiyle  iyileşmeyi 

umanlar da bulunmaktadır.

Resim‐12‐13 : Evsim Baba ziyareti (Türkmen Dağı) ve yağmur duası

Alevi‐Bektaşi  inanç  sistemine  bağlı  ritüellerde  özellikle  Türkçe  dua  yapmaya  özen 

gösterilmektedir. Yağmur duası bu noktada çok dikkat çekicidir. Duanın hazırlık, dilek, yalvarma 

ve bağlama diye adlandırdığımız bölümleri vardır. Zaman zaman İslam dini akidelerine bağlılık, 

bazı yerlerde senkretik, bazı yerlerde seküler yapı görülse de Alevi‐Bektaşi inanç yönlü olarak 

dua tamamlanmaktadır:

“Bismillahırrahmanirrahim

Ve ma erselnake  rahmetellil alemin, Allah’ım bize yardım eden, içimize sinen  ferahlık 

veren, bol yararlı, her tarafı kaplayan, her tarafa akıp giden, her tarafı sulayan genel yaygın bir 

yağmur  ihsan  eyle…  Ey  yüce  yaratıcımız,  bizim  için  ekinleri  bitir,  bizim  için  memeleri  sütle

doldur. Bizi göğün bereketiyle sula, bize yeryüzünü ihsan eyle. Ey cömert kerem sahibi Tanrımız, 

biz senden mağfiret dileriz, şüphe yok ki sen çok bağışlayıcısın, bize gökten bol bol yağmurlar 

yağdır.  Ey  bağışlayıcı  ve  merhametli  Rabbimiz,  dünyanın  sıkıntıları  ile  günahları  ile,  bunalan 

ruhlarımızı,  kararan  kalplerimizi  doğru  yola  ulaştır.  Bizi  senin  ve  sevgili  Resul’ün  aşkına 

yaklaştır…  Ehli  beytin  cefası,  cırcırın  sefası,  Hz.  Ali’nin  fazlı  ve  kerimi  hakkı  için  bizleri  boş 

çevirme. Amin bir hürmeti seydil mürselin vel hamdülillahi rabbil alemine FATİHA” (K.2)

Eskişehir’in  diğer  köylerinde  de  yaptığımız  çalışmalarda  tanık  olduğumuz  yağmur 

dualarından  aslında  temel  olarak  pek  bir  fark  yoktur.  Örneğin Tandır  köyünün  yukarısındaki 

Türkmenbaba  tepesinin  yamacında  onun  huzurunda  13  köyün  bir  araya  gelerek  toplu  halde 

gerçekleştirdikleri  ritüeller  Alevi  ve  Sünni  inanıştaki  köylerde  temel  olarak  benzer 

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

496

uygulamaların  yapıldığının  kanıtıdır.  Toplu  halde  yüksekte  bulunan  bir  yere  çıkma  ve  orada 

bulunan tekke‐yatır‐türbeyi ziyaret etme (ata ruhuna saygı), kurban kesip kan dökerek toprak, 

ürün, oba üzerindeki tabuyu kaldırma, toplu halde yalvarma, toplu halde yiyecek paylaşımı gibi 

ritüellerle yağmurun bereketi getirmesi beklenmektedir.

Resim‐14‐15 : Türkmenbaba yatırı ve yağmur duası (Tandır köyü) 

Sonuç:

Eskişehir,  Türkmen  Alevilerinin  yaşadığı  önemli  bir  kültür  havzasına  sahiptir.  Ayin‐i 

cemler,  muharremler  ve  tekke‐türbe‐ziyaret  kültürü  yoğun  olarak  yaşanmaktadır.  Bölgede 

Alevi  ve  Sünni  köylerde  özellikle  hıdırellez,  yağmur  duaları,  hacat  bayramları  kalabalık 

katılımlarla  gerçekleştirilmektedir.  Alevi‐Bektaşi  ritüellerinden  ayin‐i  cemlerde  özellikle  suyla 

bağlantılı ritüeller canlı yer tutmaktadır. Tebliğimizde şu noktalara dikkat çekmek istiyoruz:

- Köylerden  il  merkezine  ve  diğer  illere  olan  göç  ve  dedelerle  olan  irtibatın 

zayıflaması  nedeniyle  ikrar  verenlerin  ve  musahip  tutanların  sayısında  çok  önemli  derecede 

düşmeler yaşanmaktadır. 

- Alevi‐Bektaşi  ritüeli içinde  gördüğümüz  suyla  ilgili  sembolik  dil  aslında  Türk 

kültürünün  Altay  Yaratılış  mitinden  Dede  Korkut’a  Anadolu’nun  hemen  hemen  her  yerinde 

benzer uygulamalara sahne olmaktadır. 

- Alevi  ve  Sünni  inanç  yoluna  bağlı  insanlarımızın  aslında  dini  farklı  algılama 

dışında  günlük  yaşamda  neredeyse  tamamen  benzer  uygulamaları  yaptıklarına  şahit 

olmaktayız. 

- Alevi‐Bektaşi  inanç  sistemindeki  insanlara  atılan  iftiralara  göre  suyla 

aralarının  bozuk  olduğu  iddia  edilse  de  aslında  suya  olan  saygıları  ve  idareli  kullanmaları 

nedeniyle böyle bir haksızlığa uğradıklarına dikkat çekmek gerekir.

- Yağmur  dualarında  Alevi‐Sünni  komşu  köyler  zaten  birbirine  ziyarete  gittiği 

gibi  Muharrem  ayı  Alevi‐Sünni  her  iki  kesimin  de  ortak  uygulamaları  yaptıkları  bir  dönem 

olduğundan  toplumsal  uzlaşmaya  hizmet  etmesi  açısından  ortak  ritüellerin  teşvik  edilmesi 

(Muharrem yası, aşure gibi).

- Anadolu’da  suyun  kullanımı  ve  suya  olan  saygının  Alevi‐Bektaşi  inanç 

sistemindeki  ritüeller  örnek alınarak eğitim  sisteminde  ve günlük  yaşamda  temiz  kullanımına 

özendirilmeli ve suyun önemi anlatılmalıdır.

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

497

KAYNAKÇA

Atalay, Besim (1992). Divanü Lugat‐it Türk Tercümesi, C. 3, TDK, Ankara.

Birdoğan,  Nejat (1995).  Anadolu  ve  Balkanlar’da  Alevî  Yerleşmesi,  Ocaklar‐

Dedeler‐Soyağaçları, Mozaik Yayınları, İstanbul.

Boratav,  Pertev  Naili  (1995).  “Er  Töştük  Destanı  ve  Halk  Masalı”,  (Haz.  Fikret 

Türkmen), Manas Destanı Üzerinde İncelemeler, TDK, Ankara.

Bozkurt,  Fuat  (2009). Buyruk:  İmam  Cafer‐i  Sadık  Buyruğu,  Kapı  Yayınları, 

İstanbul. 

Dilaçar, Agop (1995). Kutadgu Bilig İncelemesi, TDK, Ankara.

Doğru,  Halime (2005).  XVI.  Yüzyılda  Eskişehir  ve  Sultanönü  Sancağı, 

Odunpazarı Belediyesi Kültür Yayınları, Eskişehir.

Eliade, Mircae (1991). Kutsal ve Din Dışı, İmge, Ankara.

Ergin, Muharrem (1997). Dede Korkut Kitabı‐I, TDK: Ankara.

Gölpınarlı,  Abdülbaki  (1998).  Vilayetname  (Menakıb‐ı  Hünkar  Hacı  Bektaş‐ı  Veli),

İnkılap, Ankara.

Hasluck,  F.  W.  (1995).  Anadolu  ve  Balkanlar’da  Bektaşilik,  Ant  Yayınları, 

İstanbul.

Kaplan, D. (2002). Fuat Köprülü’ye Göre Anadolu Alevîliği, (Yüksek Lisans Tezi), 

Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Koç,  Adem (2012).  “Üryan  Hızır  Ocağı  Taliplerinden  Zehra  Kayacık  ve 

Memoratlarının Etkisiyle Oluşan Nefesleri Üzerine”, Türk  Kültürü ve Hacı Bektaş Veli 

Araştırma Dergisi, S. 63, ss.265‐296.

Kökel, Coşkun (2004). Eskişehir İli Alevî Bektaşî Köylerindeki İnanç Ritüellerinin 

Sosyolojik  Analizi,  (Yüksek  Lisans  Tezi),  Gebze  Yüksek  Teknoloji  Enstitüsü  Sosyal 

Bilimler Enstitüsü. 

Köprülü,  M.  F.  (1991).  Türk  Edebiyatında  İlk  Mutasavvıflar,  Diyanet  İşleri 

Başkanlığı, Ankara.

Ocak, A. Y. (2010). Alevî ve Bektaşî İnançlarının İslâm Öncesi Temelleri, İletişim 

Yayınları, İstanbul.

Pritchard, Edward Evans (1999). İlkellerde Din, (Çev. Hüsen Portakal), Öteki, Ankara.

Roux,  Jean‐Paul  (1994).  Türklerin  ve  Moğolların  Eski  Dini, (Çev.  Aykut  Kazancıgil). 

İşaret, İstanbul.

Rudhardt,  Jean  (1987). “Water”, The Encyclopedia of Religion, Ed. M. Eliade, 

V. 15, New York.

Say,  Y. (2009). Türk  İslam  Tarihinde  ve  Geleneğinde  Seyyid  Battal  Gazi  ve 

Battalname, Eskişehir Valiliği, Eskişehir.

Yıldız, Naciye (1995). Manas Destanı ve Kırgız Kültürü ile İlgili Tespit ve Tahliller, TDK, 

Ankara.

Yörükan, Yusuf Ziya  (1998). Anadolu’da Aleviler ve Tahtacılar, (Haz. Turhan Yörükan) 

Kültür Bakanlığı, Ankara.

Kaynak Kişiler:

Zehra Kayacık, 85, Erzurum‐Aşkale, Ev hanımı, 20.05.2012 tarihli görüşme (Üryan Hızır

Ocağı talibi) (K.1)

Mehmet Konuk, 62, Çiftçi, İlkokul, Yörükkırka köyü, (Talip  rehberi) 17.08.2013  tarihli 

görüşme (K.2)

Halk Kültüründe Su / Water in Folk Culture - 2013

498

Havva  Karakan,  43,  Ev  Hanımı,  İlkokul,  Yörükkırka  köyü,  17.08.2013  tarihli  görüşme 

(K.3)

Ali Demir Dede, Kemal Sultan Ocağı, Avdan, 20 Nisan 2013 (K.4)

Ali Garkın Dede,  Pir Ahmet Efendi Ocağı, Avdan, 20 Nisan 2013  (K.5)

Ali Demir Dede, Hüseyin Gazi Ocağı, Avdan, 20 Nisan 2013  (K.6)

Ali Rıza Garkın Dede, Pir Ahmet Efendi Ocağı, Avdan, 20 Nisan 2013  (K.7)

Mehmet Demirtaş Dede,  Sücaaddin Veli Ocağı, Avdan, 20 Nisan 2013  (K.8)

Hasan Ali Uzun, Zakir, Avdan, 20 Nisan 2013 (K.9)

Mustafa  Kemal  Demir  Dede,  Afyon,  Alanyurt  Köyü,  Seyit  Cemali  Sultan  Ocağı, 

09.10.2013 tarihli (K.10)görüşme

Abidin  Erol  Dede,  68,  Öksüz  Ali  Baba  (Seyit  Ali),  Kütahya,  Gediz,  Şeyhler  köyü, 

09.10.2013 tarihli görüşme (K.11)

Kamber  Uğur  Dede,  80,  Garip  Musa  Ocağı,  Yahnikapan  köyü,  27.10.2013  tarihli 

görüşme. (K.12)

Muharrem Kök, 48, Memur, Ortaokul, Doğançayır, 31.10.2013 tarihli görüşme (K.13)

Hiç yorum yok: